|
|
26 Ocak 2008 Cumartesi 00:21
|
Yazarlar
|
Kriz Türkiye’ye Gelir mi?
Lamı cimi yok; bunun adı ekonomik krizdir. ABD ekonomik krize yakalanmıştır.
Eğer bu bir ekonomik kriz olmasa, Amerikan Merkez Bankası olağanüstü toplanarak %4,25 olan faiz oranlarını bir anda %3,50’ye çekmez ve gelecek hafta da bir 50 baz puan daha faiz düşürebileceğini ima etmezdi.
Ama Amerikanın ekonomik krizi daha hala küresel bir kriz olmamıştır. Evet, denizaşırı ülkelere ve özellikle borsalarla bankalara yansıyan etkiler vardır. Hem Avrupa’da hem de Uzak Doğuda borsalar ciddi oranda düşmüş; bazı büyük bankalar da Amerika’daki türev işlemlerinden devasa zarar ettiklerini açıklamaya başlamışlardır.
Ama Amerika’da sorun sadece banka zararları ya da borsa düşmesi değildir. Amerikan ekonomisi durgunluğa girmektedir. Zaten Amerikan Merkez Bankası da “ekonomi durgunluğa girmesin” diye, enflasyon tehdidine hiç aldırmadan, faizleri paldır kültür düşürmektedir.
Oysa ki ne Avrupa’da ne de Uzak Doğuda henüz bir ekonomik durgunluk durumu yoktur. Doğaldır ki ABD ekonomisi büyümezse; yani dünyanın en büyük tüketim gücü yavaşlarsa, dünyanın bütün ekonomileri az ya da çok etkilenirler. Özellikle de Çin ve Uzak Doğu daha fazla etkilenir. Çünkü Amerikan tüketiminin büyük bir bölümü, Çin ve Uzak Doğudan gelen mallarla sağlanmaktadır.
Yine de bekleyip göreceğiz.
İşin kırılma noktası, Amerikan ekonomik durgunluğunun ne kadarının diğer ülkelere, ama özellikle Avrupa ve Uzak Doğuya yayılacağıdır. Şu anda Avrupa Merkez Bankası, enflasyon riskini ekonomik durgunluk riskinin üzerinde görmekte ki faizleri indirmiyor. Keşke indirselerdi. O zaman daha rahat olurduk. Ya da çok daha hızlı bir biçimde dibe vurup yukarı tırmanırdık. Ama mutlaka onların da bir bildikleri vardır...
Ya Türkiye’de durum nedir ?
Hep yazdık, Türkiye’nin asıl sıkıntısı cari işlemler açığıdır. Bunun dışında çok ciddi bir ekonomik dengesizlik yoktur (ya da var olanlar da sıkıntı çıkmadan hazım edilebilir).
Zaten en azından altı aydan bu yana ekonomide bir yavaşlama vardı. Yani bu anlamda biz de ABD gibiydik. Tüketim azaldığı için ekonomi yavaşlıyordu. Ama sanırız ki bizde “patlayacak bir emlak balonu” ya da diğer her hangi bir balon bulunmamaktadır.
Evet bizde de, dünya eğilimleri ile eşgüdümlü olarak, varlıkların değeri artmıştır. Bu değer artışının temel nedeni de Türkiye’ye varlık satın almaya gelen uluslararası sermayedir.
Önümüzdeki aylarda Türkiye’ye varlık satın almak için gelecek uluslararası sermayenin azalmasını beklemek gerçekçi olur. Yani Türkiye’de de kendi çapında bir “credit crunch” (kredi daralması) yaşanacaktır.
O nedenle, her ne kadar bir taraftan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz gibi kredibiliteye önem versem de, Merkez Bankamızın hızla faiz indirmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum.
Şu anda faizleri ne kadar yukarda tutarsak tutalım, ya da reel faizleri ne kadar yukarı çekersek çekelim, Türkiye’ye ek bir uluslararası kaynak çekemeyiz. Ama faiz ile oynayarak uluslararası gelişmelerden korkan iç tüketimi canlı tutabilir ve ekonominin bir büyüme krizine girmesini engelleyebiliriz.
Özellikle uluslararası yatırımcı korkmuştur. Bu hafta başından beri borsalarda yedikleri “hit”’in haddi hesabı yoktur. Korkumuz borsa dalgalanmasının ardında çok fazla sayıda kurban bırakacağıdır.
Korkan uluslararası yatırımcının Türkiye’den panik havasında çıkmaması esastır. Sınırlı bile olsa türbana özgürlük sağlamayı amaçlayan iç politik gerginlikler, Türkiye’nin en çok gereksinimi olan politik istikrarı ciddi anlamda zedeler. Politikacıların “ülkede ne oluyor ?” kadar “dünya ekonomisinde ne oluyora” da bakmaları, özellikle bu günlerde çok çok önemlidir.
Ertuğ Yaşar; İstanbul; 24.01.2008
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
Sıra dinlemeyen 'yarma', sen de öyle. Dikmiş gözünü güzel kadına, rahatsız eden moron; kendini hiç iyi hissetme... Kendinizi salak hissetmeniz için elimizden geleni yapacağız.
Bu soruya yanıt vermeden önce çok cesur bir soru soracağım:
KÜSTÜRMEYİ GÖZE ALMAYACAK MISINIZ? NE ZAMAN? Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı dönemini bile 'mumla arayacak' hale gelmek üzereyiz...
İSTER İNANIN İSTER İNANANMAYIN...
Maalesef, Tayyip Erdoğan ve eşi. Abartarak yazıyorum ama bir gerçeği karikatürize etmek için. Peki Deniz Baykal ve eşi 'makbul dindar' olamaz mı?
DOĞU PERİNÇEK VE ARKADAŞLARI, ŞİMDİ KENDİ YAZDIKLARI SENARYOLARIN KURBANI OLUYORLAR
|