türk net en son haber 6 Temmuz 2008Güncelleme: 06.07.2008 02:56 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Hasan Doğan
Vefat Haberleri
Abdüllatif Şener
Sinan Şamil Sam
Osman Gürbüz
Mustafa Balbay
Ergenekon Davası
Tenis
Hava Durumu
Cemil Çiçek
Add to Google

05 Şubat 2008 Salı 12:16 Yazarlar

Merkez Bankası Faiz İndirmemelidir

Bütün 2007 yılı boyunca yazdım: “Türkiye’de reel faizler çok yüksek. Merkez Bankası mutlaka faiz indirmeli. İzledikleri politika nedeni ile Türkiye ekonomisi zarar görüyor.

Merkez Bankası sadece enflasyona kilitlenerek Türkiye’de özellikle imalat sanayinin uluslararası rekabet gücünü düşürüyor. Buna mutlaka engel olmalıyız...”



Ama şimdi tamamen görüş değiştiriyorum ! Artık Merkez Bankamız kısa dönemde faiz indiremez ve indirmemelidir. Yoksa Türkiye ekonomisi ciddi sorunlarla karşılaşır.




Mantığımızı anlatalım. Türkiye son altı yılda (yani 2002 ile 2007 arasında) yüksek bir ekonomik büyüme oranı yakaladı. Ortalama büyüme yıllık %7’yi aştı (dünyada Çin’den sonraki en yüksek büyüme oranı). Ülkede yaşayanların büyük bir kesimi bu büyümeden yararlandı. Ya kişisel gelirleri (kazanç, ücret ya da maaşları) arttı ya da sahip oldukları varlıkların (örneğin arsa, konut ya da dükkan) değeri arttı.


Ama bu zenginlik sadece Türkiye’de doğru işler yapıldığı için artmadı. Çünkü dünyada da uluslararası ortam (konjonktür) çok uygundu. Evet Türkiye doğru işler yaptı; bütçe dengesini sağladı; ülkenin dışa açılımını hızlandırdı; enflasyonu düşürdü; uluslararası yatırımcılara güven verdi; Avrupa Birliği ile bütünleşme çalışmalarını hızlandırdı... Kısaca politik ve ekonomik belirsizliği azalttı. Böyle olunca da bütün dünyada güvenilir limanlarda satın alınacak varlıklar arayan yatırımcılar Türkiye’ye de geldiler.


Ama bu uluslararası konjonktür son üç-beş ayda tamamen değişti ! Uluslararası bankalar ABD’de başlayan eşik altı konut (subprime mortgage) kredileri sorunu nedeni ile milyarlarca dolar zarar ettiler. Artık kimse gelişmekte olan piyasalarda yüksek getirili macera arayacak kadar likiditeye sahip değildir.


Yani son beş yılda Türkiye’ye de akan uluslararası finans kaynağı zayıflamıştır. Kesilmemiştir; ama zayıflamıştır.


Hal bu ki Türkiye ekonomisi bu çalkantıya “ters ayakta yakalandı”. Çünkü ciddi bir cari açık üzerinde oturuyoruz. Eğer ülkeye şu ya da bu biçimde yabancı kaynak girişi durursa bizim ekonomimiz de zarar görür ve yara alır.


Bu durumda ilk ve tek önceliğimiz, ülkemiz içinde bir credit crunch (kredi eksikliği) yaratmamaktır. Uluslararası para akışı sürmeli; en azından ülkede bulunan uluslararası yatırım çıkmamalıdır.


Şu ana kadar ABD’de yaşanan ekonomik çalkantı nedeni ile Türkiye’den ciddi bir para çıkışı olmamıştır. Ama zaten uluslararası sermaye öyle yavaş yavaş çıkmaz. Pat diye bir anda uluslararası kısa vadeli portföy yatırımcılarının hepsi çıkmaya başlarlar.




Eğer böyle ciddi bir “çıkış” (ya da artık buna o aşamada “kaçış” demeliyiz) olursa, Türkiye’de uzun süredir dengeye oturmuş olan döviz kuru da darbe alır. Ekonomik bütün dengelerimiz bozulur.


İşte bu nedenle Merkez Bankası şu aşamada, en azından bir – iki ay daha, faiz indirimi düşünmemelidir. Faizi indirmek, uluslararası sermaye gözünde Türkiye’nin çekiciliğinin azalması demektir. Bunun kesinkes yapılmaması gerekir.




Evet sözümüzden dönüyoruz ve yineliyoruz: Merkez Bankamız faiz indirmemelidir. En azından ABD’deki çalkantının uluslararası etkileri kesinleşene kadar faiz indirmemelidir. Ülkede bulunan sermaye (ulusal ya da uluslararası kısa dönemli portföy sermayesi) kaçırılmamalı; ne pahasına olursa olsun tutulmalıdır.



Bu yüksek faizin ekonomi üzerinde uzun dönemde çıkacak çok daha ağır olumsuz etkileri olacaktır. Yani ekonomik büyüme iyice yavaşlayacak; belki de yıllık %3’ün altına inecektir. Ama yıllık %3’lük bir büyüme bile, 2001’de yaşadığımız %9’luk küçülmeden kat ve kat daha iyidir...



Ertuğ Yaşar;


İstanbul; 03.02.2008

ertug@yasar.nom.tr

www.ertugyasar.com

İlgili Başlıklar:
Ertuğ Yaşar Yazıları (157 haber)






Zaten biz Türkler, hep böyle yapardık. Bir milli karakter haline gelmişti: İyi başlar kötü bitirirdik ve herkes bizi böyle kabul ederdi.

Kulanıldığını düşünmek, bunu düşünen kişi için çok kötü bir şey... Kötülüğü şurada: Kullanıldığınız için kendinizi bir çöp kadar değersiz hissedersiniz...

Bizimkiler, kaba kuvvet'in geçerli akçe olduğu dönemde, sert tokatlarıyla ünlenmişler...

Zaman gazetesinin yazı işlerinde çalışan arkadaşların 'vicdanlarına' seslenmek için yazılmıştır...

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY