|
|
02 Nisan 2008 Çarşamba 11:43
|
Yazarlar
|
Hakkaten gizli bir örgüt var ve bu örgüt, siyaset dışı oyuncuların yardımıyla AKP'yi iktidardan alaşağı etmek mi istiyor?
Gerçek ne? Zihinlerimiz bize oyun oynuyor olabilir mi?
Ergenekon soruşturması hakkında yazmamız, yasak...
Yasa gereği...
İddianamesi bile belli olmayan bir dava - soruşturma hakkında yazamıyoruz...
Ancak bu operasyon hakkında bir kitap yazıldı: OPERASYON ERGENEKON...
Zaman gazetesinin kitap yayıncılığı yapan kolu TİMAŞ'ın yayınladığı bu kitap, çok satıyor. Bir ayda 9 baskı yaptı.
Yazarı, ŞAMİL TAYYAR...
Adını daha çok Sabah ve Milliyet gazetelerinden bildiğimiz Şamil Tayyar, bir süredir Star gazetesinin Ankara temsilcisi...
Bugün Ergenekon soruşturmasına en hakim kişi - Adli yargı sürecindeki kişiler dışında - Şamil Tayyar...
Soruşturma hakkında yazmak yasak ama, kitap hakkında yazabiliriz...
Okuduktan sonra benim kitapla ilgili olarak yapacağım özet şu: Münferit eylemleri, cinayetleri, AKP'nin önünü kesmeye yönelik büyük bir planın parçası gibi takdim ediyor.
Sanki tüm olayların arasında bir İLİŞKİ var...
Yani:
Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar...
Danıştay'a yapılan saldırı...
Rahip Santoro cinayeti...
Dink cinayeti...
Malatya'daki yayınevi katliamı...
Atabey ve Sauna çetelerinin eylem planları...
Tüm bu ve benzerlerini İLİŞKİLENDİRİYOR, yazar...
İlişkilendirme yaparken de çerçeveyi, 2006 yılında Tayyip Erdoğan'a gönderilen bir emekli asker mektubuna dayandırarak çiziyor.
Emekli asker mektubunda, 'ben sizinle aynı görüşte değilim ama açıklamak zorundayım ki, size karşı asker içinde örgütlenme var' diyor...
Aslında kitabın çok - çok iddialı bir ima'sı var: AKP'nin önünü kesmek, AKP'den kurtulmak isteyenler Silahlı Kuvvetler'in içindeler...
Geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesinin yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök de yazdı...
Ergenekon soruşturmasının açılmasının nedeni olan şahıs, bir gazeteci ve şu anda Kanada'da HAHAMLIK yapıyor...
Adı, Tuncay Güney...
Ertuğrul Özkök, Tuncay Güney'in adını vermeden, bu kişiden kendilerine gönderilen iddiaları yazıyor ve 'gülmemek için kendilerini zor tuttuklarını' söylüyor. Yani, 'bunlara nasıl inanalım bilmiyoruz' diyor.
Bakın, benim diyeceklerim şunlar:
Türkiye'de varolan siyasi iktidarın şöyle bir AMACI olabilir: Siyasete yönelik siyaset dışı darbe yöntemleri geliştirenlerin önünü kesmek; bu tarz kişilerin sayısını azaltmak....
Yani hiç kimse, istemediği insanlar iktidarda diye TÖRER de DARBE de planlamamalı... (Bizce meşru bir amaç...)
Hepimiz biliyoruz ki, MÜNFERİT OLARAK yani bazı bireylerin yan yana gelişleriyle böylesi niyetlerin etrafında toplanılabiliyor...
Eğer amaç, bu niyetle ortaya çıkmaların meşruiyetini ortadan kaldırmaksa, biz de bu işte varız...
Bu niyetler meşru olmadığı gibi yasalar önünde suçtur da...
Ve şu dense, kesinlikle haklı olur:
Türkiye'nin politik ortamı, yukarıda tarif ettiğimiz türden niyetlerle yola çıkan insanları kötücülleştirmiyor; olumsuzlamıyor, hatta yeri geldiğinde KAHRAMANLAŞTIRIYOR...
Bu bir zihniyet ve algılayış sorunu...
Bunu değiştirmek için çaba göstermek de gerekli...
AMA...
Yapılan, BU DEĞİL...
Peki yapılan ne?
İzin verirseniz size yapılanın ne olduğunu anlatmak için Doğu Perinçek'ten sözedeyim:
Doğu Perinçek ekolünün en büyük başarısı nedir?
- Olağanüstü komplo teorileri üretme, kendileri de dahil pek çok kişiyi buna ikna etme becerileri...
Komplo, aklın düşünmek ve anlamak için geliştirdiği bir araçtır...
Bizzat bu işin mucidi Mahir Kaynak'ın dediği gibi, zihin jimnastiğidir...
Zihin açar...
Ama, gerçek değil...
Yani komplolar, GERÇEKLER değildir...
Eğer kendi komplolarınıza inanırsanız, gerçeğin dışına düşersiniz...
Şimdi Şamil Tayyar'ın kitabıyla birlikte anlıyoruz ki, 'KARŞI TARAF' da kendi komplolarının peşine takılır olmuş...
Onlar da olayları istedikleri gibi KURUYORLAR...
İki grup da birbirlerinin taban tabana zıt dünya görüşlerinin insanları....
Ancak AYNI ŞEYİ yapıyorlar:
Kendi ürettikleri komplolara inanıyorlar ve bizim de inanmamızı bekliyorlar.
Kusura bakmasınlar: Aydınlık'ı ne kadar ciddiye alıyorsak, bu arkadaşları da o kadar ciddiye alabiliyoruz...
NEVZAT BASIM
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|