|
|
07 Nisan 2008 Pazartesi 14:23
|
Yazarlar
|
Kendisini 'Kürt milliyetçisi olarak tarif edenler' üniversitelerde örgütlendi...
Ve üniversitelerde son dönemde yaşanan kavgaların büyük çoğunluğu bu kez, kendilerini Kürt milliyetçisi ilan edenlerle Türk milliyetçisi ilan edenler arasında.
Ancak hep birlikte TEDİRGİNİZ. Bu kavgayı, bu çatışmalı durumu hangi sözcükleri kullanarak ifade edeceğimizi bilemiyoruz.
Çünkü HASSAS bir durum var.
Kürtçü bir örgütlenme içerisinde bulunanları, nasıl tanımlayacağımızı da nasıl adlandıracağımızı da bilmiyoruz.
Aslında durumun adı 'bilgisizlikten' çok, hassas durumdan kaynaklanan 'nasıl adlandıracağına, nasıl tanımlayacağına karar verememekten' kaynaklanıyor.
Tüm medya mensupları, bizimle aynı 'tedirginliği' yaşıyor.
Bu haberleri nasıl aktarmalı?
Dün ve bugün, 'üzerinde sorumluluk hisseden' yayınların Akdeniz üniversitesindeki çatışmalara ilişkin haberlerine bakın; çatışmalı gruplarla ilgili ayrıntılı bilgi verilmediğini ve çatışan taraflarla ilgili net bir tanımlama yapılmadığını göreceksiniz...
Hatta bazı yayınlar, 'sağ - sol' çatışması gibi tarif ettiler, durumu...
Peki siz ey okur, siz, bu çatışmalı durumu nasıl tarif etmeyi, çatışan tarafların adını nasıl koymayı önerirsiniz?
NOT:
Türkiye'de genel olarak Kürt sorununa ilişkin şöyle bir tavrı benimsemiş durumdayız: Sus, üstüne yat; sorun yokmuş gibi davran...
Kürt sorununu çözebileceğimiz tek araç, politika...
Ve eğer politika ile çözüm üretilecekse, kamuoyunun bu sorunu olgunlukla tartışmasını sağlamak gerekiyor.
Susup, sorun yokmuş gibi davranak sorunun çözümüne katkıda bulunmuyoruz.
NEVZAT BASIM
Sıra dinlemeyen 'yarma', sen de öyle. Dikmiş gözünü güzel kadına, rahatsız eden moron; kendini hiç iyi hissetme... Kendinizi salak hissetmeniz için elimizden geleni yapacağız.
Bu soruya yanıt vermeden önce çok cesur bir soru soracağım:
KÜSTÜRMEYİ GÖZE ALMAYACAK MISINIZ? NE ZAMAN? Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı dönemini bile 'mumla arayacak' hale gelmek üzereyiz...
İSTER İNANIN İSTER İNANANMAYIN...
Maalesef, Tayyip Erdoğan ve eşi. Abartarak yazıyorum ama bir gerçeği karikatürize etmek için. Peki Deniz Baykal ve eşi 'makbul dindar' olamaz mı?
DOĞU PERİNÇEK VE ARKADAŞLARI, ŞİMDİ KENDİ YAZDIKLARI SENARYOLARIN KURBANI OLUYORLAR
|