|
|
13 Aralık 2006 Çarşamba 11:12
|
Yazarlar
|
Kızlarımın, nüfusunun çoğunluğu 'sevişirken sevinç çığlıkları atan bir Türkiye'de' yaşamasını istemiyorum
Biz Türklerin, 20'inci yüzyıldaki en büyük günahlarından birinin bu olduğunu düşünüyorum: Batılılara gerçek bir eleştirel akıl ile bakamadık...
Şimdi, başlıktaki ifadeyle, spottaki ifade arasında nasıl bir ilişki var diyeceksiniz?
Önce başlıktaki 'durumdan' başlayayım...
Ayşe Arman'ın bir kızı var... Ayşe Arman, geçtiğimiz günlerde köşesinde, 'kızına sevişirken sevinç çığlıkları atabilmeyi öğretmek istediğini' yazdı...
Bunu çok önemsediğini duyurdu...
Benim de iki kızım var; ve kızlarımın sevişirken sevinç çığlıkları atan kızlardan olmasını istemem...
Şimdi şu durumu net şekilde ortaya koymalıyım: İki ahlak anlayışı arasında bir hiyerarşi yok... Yani ne benim ahlak anlayışım için 'kesinlikli doğru' deme şansım var, ne Ayşe'nin...
Burada söz konusu olan, tercihler...
Batılıların, kendi kendilerini 'mikroskop mikrobuna' dönüştürdüklerini düşünüyorum...
İnsanoğlu, kendi üzerinde kendi kendine fazla deney yaparsa, ipin ucunu kaçırıyor...
Batılıların en temel özelliklerinden biri bu: Nereye kadar gidebileceklerini bilmek istiyorlar; sürekli kendilerini ve sınırlarını test ediyorlar... Kişisel mikroskoplarının altında hep kendileri var...
Kendi kendini fazla kurcalamak, iyi sonuç vermiyor; hatta uygarlık dediğimiz şeyin sürekliliği açısından da sakıncalar içeriyor...
Tartışma götürmez bir başka gerçek: Bizim yaşadığımız ülkede bir zamanlar cinsel konular bir cenderenin içindeydi; konuşulmaz, sorunlar çözülemezdi...
Ne denli zor bir ergenlik geçirdiğimizi bilmez miyiz...
Ben kızlarımın, 'konrollü bir cinsellik' yaşamalarını arzuluyorum...
Mümkünse, hayat boyunca bir kişiyle birlikte olmayı istesinler ve onunla ömür boyu birlikteliği gerçekleştirmeye çalışsınlar...
Cinsellikten tabii ki keyif alınacak...
Ama hemen Ayşe Arman'ın ardından Vatan gazetesinde Ebru Drew'in yazdıklarını okuyunca, burada bu notu düşmem gerekiyor...
Ebru Drew, Ayşe Arman'a kızıyor: Ne demek aşk varsa, bağıra bağıra sevişmeli insan Ayşe, diyor...
Aşk yoksa da insan sevişmeli, sevişmenin tadını çıkartmalı...
Eyvallah...
Ebru hanım böyle düşünüyor olabilir, ama ben görüntü itibareyle 'her önüne gelenle, her canın istediğinde' biçiminde tarif edebilecek bu duruma evet diyemiyorum...
Ve kızlarımın gelecekte yaşayacağı dünyadan, doğrusu korkuyorum...
Kişinin kendisini kontrol edeceği bir ahlak anlayışını gelecekte nasıl yaşatabiliriz?
Ben, bilmiyorum...
Nevzat Basım
nbasim@nethaber.com
|
Yorumlar |
|
Sancar Osmanli
-
13.12.2006 12:12
|
|
Baska haber mi kalmadi kardesim? Artik o duruma geldi ki yatak maceralarinizi bile haber diye anlatacaksiniz herhalde. Bazi seylere sinir koymak gerek.
|
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|