|
|
13 Aralık 2006 Çarşamba 11:33
|
Yazarlar
|
Hukukun Üstünlüğü ve Cargill ve İKEA
Kazakistan'da Türk işçilerinin başına gelen olayları anımsarsınız. Hani Kazaklar, Türk şantiyelerinde çalışan işçilere saldırmışlardı ve bizim işçiler de geri dönmek zorunda kalmışlardı.
Türk Cehennemi
İşte o olaydan sonra aylık bir derginin muhabiri beni aradı. Dünyada Türk iş adamları için bir risk haritası hazırlıyorlarmış. Benim de iş için çok yolculuk eden birisi olduğumu bildikleri için, görüşümü almak istemişler.
Bu genç muhabirler ve üniversite öğrencileri beni bazen fitil ediyorlar ! Artık küreselleşme tembelliği mi dersiniz bilemem, ama bu genç arkadaşlar genelde benim "hapçı" dediğim sınıfta oluyorlar !
Yok canım öyle uyuşturucu hap falan değil bu "hapçılık".
Yani her şeyi, her bilgiyi, kendilerine hap gibi bir açıklamada vermenizi bekliyorlar. Öğretmenleri ya da amirleri onlara araştırmaları için bir konu vermiş; ama onların pek araştırma yapmaya ya da "terlemeye" niyetleri yok. Hemen uzmanını bulalım; soruyu soralım; görüşünü alalım; böylece de kolayca sonuca ulaşalım...
Yani hap gibi çözümü bulalım.
Ben de öyle hap gibi bir yanıt vermiyorum arkadaşlara. Bu muhabir arkadaşa da vermedim. Evet, profesyonel işim gereği yılda belki kırk hafta yurtdışına yolculuk ediyorum. Genelde Batı Avrupa'ya, ama bazen de kuzeye Rusya'ya, güneye orta Doğu ve Afrika'ya ya da doğuya Çin ya da Hindistan'a gidiyorum.
Bu kadar yolculukta güvenlik ya da emniyet ile ilgili edindiğim bir deneyim var: Eğer belayı aramazsan, bela seni pek bulmaz !
Hadi İstanbul'dan örnek verelim. Gece yarısından sonra Taksim'in ara sokaklarında gezinir ve "bir şeyler" aranırsanız, bela bulma şansınız oldukça yüksektir değil mi ? Aynı, aslında son derece güvenli ve emniyetli kentler olan Paris'in, Londra'nın ya da Frankfurt'un bazı mahallerinde gece yarısından sonra gezinirseniz bela bulacağınız gibi...
Ama yurtdışında işadamı için emniyet ve güvenlik denince benim aklıma sadece ve sadece hukukun üstünlüğü gelir. Yani o ülkede hukuk var mı ? Hukukun üstünlüğü var mı ? Hukuk herkese eşit uygulanıyor mu yoksa bazıları diğerlerine göre daha mı "eşit" ?
İşte uluslararası iş yapanlar için asıl aranacak güvenlik ve emniyet ölçütü budur.
Yani hukukun üstünlüğü...
...
Yok ne olur anlamamış gibi yapmayın.
Belki de sadece Türkiye'de yaşayan ve genelde Türkiye'de iş yapan biri iseniz anlamamış olabilirsiniz. Çünkü siz Türkiye deneyimi olan bir kişi olarak, Türkiye'de sorunların hangi "hukuk içi ve hukuk dışı yollarla" çözüleceğini çocukluğunuzdan beri öğrenmişsinizdir zaten, değil mi ?
Polisin aldığı çorba parasından başlayıp süre giden döngüde bir Türk sorununu nasıl çözeceğini iyi bilir.
Bilmezse öğreten biri bulunur.
Zaten o nedenle de, bence Türk halkını en iyi anlayan ve tanıyan politikacı olan Turgut Özal, "benim memurum işini bilir" demiştir...
...
Peki Türkiye, uluslararası iş yapma anlamında, güvenli ve emniyetli bir yer midir ?
Bence kesinkes değildir.
Türkiye'de yasalar ve hukuk, kişiye ve zaman göre değişir. Hem de 180 derece değişir. Bunun en son ve çarpıcı örneği de CARGILL konusudur.
Ben kişi olarak her zaman, Amerikan kültür emperyalizmine de Amerikan kapitalizmine de karşı tutum alırım. O nedenle ideolojik olarak hiçbir biçimde CARGILL'i savunmam beklenmemelidir.
Ama şu son yıllarda CARGILL'e yapılanlar, Türkiye'nin bir hukuk devleti değil de bir muz cumhuriyeti olduğunu göstermektedir. CARGILL konusunda Türkiye'de hukukun üstünlüğü hiç işletilmemiştir. Türkiye tam bir çangılmış gibi davranılmıştır !
Çünkü CARGILL şirketi, zamanın yasalarına tamamen uygun biçimde izin almış ve çalışmalarına başlamıştır. CARGILL şirketi yola çıkarken o anda varolan bütün yasalara uymuştur.
Ama sonradan siz yasa ya da uygulama kararı değiştirirseniz; üstelik de bu değişikliği CARGILL'e de uygulamak isterseniz, o zaman hukukun üstünlüğü kavramını tamamen ayaklar altına alırsınız. Tam bir Muz Cumhuriyeti olursunuz.
Ondan sonra da her üst düzey Türk - Amerikan görüşmesinde CARGILL konusu önünüze konur; çok daha önemli konuları konuşmak varken siz mecburen CARGILL konuşursunuz...
...
Geçen hafta Ruslar, ülkelerinde toplam 2 milyar dolar ile en büyük perakende yatırımına sahip olan IKEA'nın Moskova Nijniy Novgorod mağazasını sudan nedenlerle otuz günlüğüne kapattılar (yangın standartlarına uyulmamış) ! Tam da yılbaşı öncesi gelen bu kapatma, IKEA'ya günlük 1,2 milyon dolar zarara mal oluyor.
IKEA'ya Şok
Peki asıl neden ne dersiniz ?
İki yıl önce üst düzey bir IKEA yöneticisi, "bu ülkede (Rusya'da) herkese rüşvet ödemekten bıktık. Başkan Putin'den randevu istiyorum. Şikayet edeceğim" diye bir açıklamada bulunmuş. İşte o günden beri IKEA'nın başı Rusya'da dertten kurtulmuyor !
Her türlü aksilik (!) onları buluyor...
Eğer bir ülkede hukukun üstünlüğü yoksa, dünyaca ünlü bir perakende devi bile bu türlü bir "bilinçli cezalandırma" kampanyasına maruz kalabilir.
Hukukun üstünlüğünün yanında kişisel emniyet ve güvenlik konuları ne kadar önemsiz kalıyor aslında değil mi ?
Ertuğ Yaşar; İstanbul 12.12.2006
ertug@yasar.nom.tr www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|