|
|
30 Mayıs 2008 Cuma 10:51
|
Yazarlar
|
Bugün tüm gazeteler İstanbul'un fethinin kutlanması görüntüleriyle açıkça kafa buluyor...
Bizimkiler, kaba kuvvet'in geçerli akçe olduğu dönemde, sert tokatlarıyla ünlenmişler...
Biz böyle yetiştik: Kendimizi pek sevmeyiz... Geniş katılımlı, kitlesel ne yapılırsa beğenmeyiz.
Yazan çizen adamlar da bu psikolojide adamlar arasından çıkar.
Bir de ruhlarımızı kirletmiş 'başkalarına hayranlığımız' var...
Biz yapınca kötü, şu Batı'da oturanlar yapınca iyi...
Osmanlı tokadını şaka ve keyif konusu yapabiliyorsak, İstanbul'un fethini de yapabiliriz.
T - box'cilarin Euro 2008 için hazırladıkları Osmanlı Tokadı tişörtlerini gördünüz mü?
Çok eğlenceli...
Evet, tarihte böylesi bir 'tokat türü' var...
Bizimkiler, kaba kuvvet'in geçerli akçe olduğu dönemde, sert tokatlarıyla ünlenmişler...
Yine kılıç gücünün geçerli olduğu, ülkelerin topla tüfekle alındığı dönemde, çeşitli coğrafyalara girmişler...
O günün kuralları oymuş...
Bugün bu kuralları savunan mı var?
Şöyle bir psikoloji var bizde:
İstanbul'un fethi için yapılan gösterileri kimse beğenmiyor; ilkel ve eğlencesiz buluyor...
Kaba bir 'fethettik' gösterisi gibi algılanıyor...
Hep söyleyegeldiğim bir konudur:
Türkiye, kendi eğlencelerini ve keyiflerini üretmekte geç kalıyor.
Bakın dünyanın başkentlerine...
Londra...
Denizden içeride, bir nehir kenarında...
Roma...
Denizden içeride, bir nehir kenarında...
Paris...
Denizden içeride, bir nehir kenarında...
Berlin...
Denizden içeride, bir nehir kenarında...
Kahire...
Denizden içeride bir nehir kenarında...
Moskova...
Denizden içeride, bir nehir kenarında...
Bir tek İstanbul var bu coğrafyada deniz kenarında olup da başkent kalmayı başarmış...
Becermiş işte atalarımız...
Bunun çok eğlenceli olduğunu ve bu kenti fethetmemizi anlatarak keyfini çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum...
NEVZAT BASIM
NOT: Ben de bugün uygulanan 'kutlama şeklini' çok onaylıyor değilim; daha eğlenceli hale getirebiliriz.
Sözüm sadece bunun kutlanmasına bodoslama karşı çıkanlara; bu kutlamayı ilkellik olarak niteleyenlere. Onlarla aynı fikirde değilim.
Sıra dinlemeyen 'yarma', sen de öyle. Dikmiş gözünü güzel kadına, rahatsız eden moron; kendini hiç iyi hissetme... Kendinizi salak hissetmeniz için elimizden geleni yapacağız.
Bu soruya yanıt vermeden önce çok cesur bir soru soracağım:
KÜSTÜRMEYİ GÖZE ALMAYACAK MISINIZ? NE ZAMAN? Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı dönemini bile 'mumla arayacak' hale gelmek üzereyiz...
İSTER İNANIN İSTER İNANANMAYIN...
Maalesef, Tayyip Erdoğan ve eşi. Abartarak yazıyorum ama bir gerçeği karikatürize etmek için. Peki Deniz Baykal ve eşi 'makbul dindar' olamaz mı?
DOĞU PERİNÇEK VE ARKADAŞLARI, ŞİMDİ KENDİ YAZDIKLARI SENARYOLARIN KURBANI OLUYORLAR
|