|
|
16 Haziran 2008 Pazartesi 05:29
|
Yazarlar
|
Biz, iyi başlayıp kötü bitiren bir takımdık...
Zaten biz Türkler, hep böyle yapardık. Bir milli karakter haline gelmişti: İyi başlar kötü bitirirdik ve herkes bizi böyle kabul ederdi.
Önde götürdüğümüz maçları son dakika golleriyle karşı takımlara hediye etmemiz, örneği çok bir durumdur...
İyi başladığımızda, tamamına erdiremezdik...
İki maçla her şey tersine döndü. Kötü başlayıp iyi bitiriyoruz...
Analiz yapacak değilim; bana düşmez; bilmem de...
Ancak bir seyirci olarak durumumu anlatabilirim:
Son iki maçtır, fıtık olarak izliyorum...
Kasılıyorum...
Maçın sonu yaklaştıkça 'bunlardan ne bekliyoruz ki, hayal kurmayı bırak artık' diyorum...
Zaten gece yatma saatim de yaklaşmış ve gözlerim ağırlaşmış oluyor...
Derken ilk gol geliyor...
Gözlerim diriliyor...
Bir minik umut yeşeriyor...
Sonra diğeri... Çek'lerle yaptığımız maçta olduğu gibi bir diğeri daha...
Ve uyuyamıyorum... Keyfim geri geliyor ve beni diriltiyor...
İyi başlangıç yapmayı zaten biliyorduk...
İyi bitirmeyi ise beceremiyorduk...
Şimdi kötü başlayıp iyi bitiriyoruz...
Belki yakın gelecekte bu iki niteliği birleştiririz:
İyi başlar iyi bitiririz...
NEVZAT BASIM
Sıra dinlemeyen 'yarma', sen de öyle. Dikmiş gözünü güzel kadına, rahatsız eden moron; kendini hiç iyi hissetme... Kendinizi salak hissetmeniz için elimizden geleni yapacağız.
Bu soruya yanıt vermeden önce çok cesur bir soru soracağım:
KÜSTÜRMEYİ GÖZE ALMAYACAK MISINIZ? NE ZAMAN? Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı dönemini bile 'mumla arayacak' hale gelmek üzereyiz...
İSTER İNANIN İSTER İNANANMAYIN...
Maalesef, Tayyip Erdoğan ve eşi. Abartarak yazıyorum ama bir gerçeği karikatürize etmek için. Peki Deniz Baykal ve eşi 'makbul dindar' olamaz mı?
DOĞU PERİNÇEK VE ARKADAŞLARI, ŞİMDİ KENDİ YAZDIKLARI SENARYOLARIN KURBANI OLUYORLAR
|