|
|
04 Ağustos 2008 Pazartesi 14:44
|
Yazarlar
|
Bu ülkede 'dindar bir insanın prototipi' kim?
Maalesef, Tayyip Erdoğan ve eşi. Abartarak yazıyorum ama bir gerçeği karikatürize etmek için. Peki Deniz Baykal ve eşi 'makbul dindar' olamaz mı?
Yaşar Nuri Öztürk, kişisel olarak benim için önemli bir figür.
Nedenini anlatayım:
Türkiye'de 'dindarlığı' temsil ettiğine inanılan kesimin aslında dindarlığı temsil etmemesi gerektiğine inanıyorum ben.
Yani:
Bana göre İslam dinine inanan bir kişiyi Türkiye'de gerçek anlamda temsil eden kişi, örneğin Tayyip Erdoğan ve eşi olmamalı.
Ben, başörtüsüz de çok iyi müslüman olunabileceğine yürekten inanıyorum.
Başörtüsü veya türbana zorlayanların ise 'İslam dinine yakışmayan bir din anlayışı içerisinde olduklarını' düşünüyorum.
Çok samimi olarak buna inanıyorum...
Nedenini açıklamam, bir kitap boyu sürebilir...
Ancak samimi olarak bugün Türkiye'de kendilerini 'en dindar' olarak tarif edenleri, ben 'din normalleri içerisinde' görmüyorum.
Bir kere inanç söz konusu olunca şöyle bir ilkem var:
Allah asla, akla aykırı bir kuralın talepkarı olamaz.
Hepimizin koruyucusu ve yaratıcı dostu, Türkiye'de kendilerine en dindar diyenlerin tarif ettiği gibi olamaz...
Böyle bir sonuca varmak için de ilahıyatçı olmam gerekmiyor: Ben, aklını ve Kutsal kitabımızı kendisine rehber edinmiş insanların dinimizi hepimizin onaylayacağı biçimde yeniden tarif etmelerini bekliyorum.
Yaşar Nuri, Türkiye'de bu çabayı gösteren en önemli kişilerden biri oldu.
Kabul edelim ki, takdir edilmesi gereken bir iş yaptı...
Fakat...
Yaşar Nuri hocanın kabul edilemez ve antipatik bir 'ekabiriyeti' var...
Sizin onun önemini bu kadar vurgulamanız yetmiyor...
Kendisini sürekli olumlamak istiyor; 'en - en - en' olmak istiyor.
Bunu da konuşmasıyla - stiliyle size hissetiriyor.
Yaşar Nuri hocanın bu tavrı benim gözümde samimiyetini zedeliyor ve sevimliliğini azaltıyor.
Tüm bunları yazma gerekçeme geliyorum:
Allah'la Aldatmak kitabını okudum.
Bu yıla kadar çıkan tüm kitaplarını okuduğum gibi.
Ancak Allah ile Aldatmak benim için, 'okuduğum son Yaşar Nuri kitabı olacak'.
Çünkü:
Hoca'nın 'siyasete merakı' ve siyasi ihtirası artık 'tezlerini ve iddialarını da' etkiliyor.
Cehaletimi mazur görün:
Ben Yaşar Nuri hocanın son kitabında, Allahın insanoğlunun aklına verdiği önemi gösterecek tezler bekliyordum.
Ben, akla ve aklımızın dediklerine önem veriyorum; bunun önemli olduğunu savunuyorum.
Yaşar Nuri hocanın bize aklı olumlayan kutsaldan sözler aktaracağını umuyordum...
Ama beklentim gerçekleşmedi.
Çünkü hoca, siyasi bir hesaplaşma olarak bu kitabı yazmıştı.
Ve bence 'siyaseten yanlışları' da siyasi öfkesi nedeniyle bize doğru kabul ettirmeye çalışıyor...
Hoca adına da kendi adıma da üzüldüm...
Yanımızda bizi uyaracak, gerektiğinde yaptığımız yanlışları gösterecek dostlarımızın olması çok önemli.
Ama kendinizi çok fazla ciddiye alırsanız ve her eleştiride kişiliğinize yönelik bir saldırı vehmederseniz, saptığınız yolun yanlışlığını gösterecek kimseler kalmıyor yanınızda.
NOTLAR:
- Kitabın siyaseten yanlışlarını bir başka yazı konusu yapmak istiyorum.
- Hayatlarımızda bilginin değil de sezginin alanına giren ve minik aydınlanmalarımızın konusu olan o kadar çok vaka var ki. Ben de o minik aydınlanma anlarımda, ulusların sosyal hayatlarına ilişkin şöyle bir keşfin sahibiyim:
Kültür, bireyler tarafından üretiliyor; kitlelere yayılıyor.
Toplumların kafası karıştığı, ne yöne bakacağını bilemediği, nasıl düşünmesi gerektiği konusunda tereddütleri olduğu dönemde bazı 'kültür zirveleri' yanıt bulucu, çözüm bulucu olarak ortaya çıkıyor.
Avrupa ve Amerika'ya baktığımız zaman, - tarihlerini en iyi bildiğimiz ötekiler onlar çünkü - belirli dönemlerde cankurtaran gibi ortaya çıkmış fiozoflar, entelektüeller görüyoruz.
Bizde, toplumun tamamının kabul ettiği böylesi kültür figürleri ne yazık ki yok.
Bu bizim eksikliğimiz ve 'neden yok?', bunu da düşünmemiz gerekiyor...
NEVZAT BASIM
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|