|
|
05 Ağustos 2008 Salı 14:42
|
Yazarlar
|
Avrupalıların anasını inlettik, şimdi bizi yok edip tarihin çöp tenekesine atmaya çalışıyorlar...
İSTER İNANIN İSTER İNANANMAYIN...
Biz bu Avrupalıların afedersiniz analarını inlettik; bizden kuyruk acıları var...
Yıllarca korktukları Türklerden de şimdi intikam almaya çalışıyorlar: Bizi bölüp parçalayıp, tarihin çöp tenekesine atacaklar...
Avrupalılarla ilgili olarak bu çıkarsamayı yapabiliriz...
Zaman zaman bunu dile getirebiliriz...
Peki bir tür 'düşünce karikatürü olan' bu çıkarsama doğru olabilir mi?
Bir ülkenin dış politikasını belirleyecek bir yargı olabilir mi?
İnanamayacağınız kadar akıllı insanlar - akıllı olduklarını varsayıyoruz, çünkü aptal olmayacak kadar bu ülkede söz sahibi insanlar - bu tezleri ciddi ciddi dile getirebiliyorlar...
Benim gibi sürü sepet insan var biliyorum...
Bu tezleri dile getirenleri gördükçe, ben koltuğumda hop oturup hop kalkıyorum.
Asabileşiyorum...
Hayatımızı karikatürlere emanet etmiş durumdayız...
Avrupalılar düşmanımız, onlarla dostluk kuramayız; her istediklerinin altında çapanoğlu aramalıyız, hatta mümkünse onlarla hiç görüşmemeli, ittifak yapmamalıyız...
Yuh be arkadaş...
Bu çağda bu 'siyaset inceliği'...
Siz kötü diyebibilirsiniz ama ben İYİ diyorum: Bu çağın insanı çok 'faktörlü'... Her olasılığı gözden geçiriyor... Etrafını çevreleyen dünyayı da asla siyah ve beyaz, kötü ve iyi, düşman ve dost olarak algılamıyor. Bazen onunla bazen bununla, gerektiğinde şununla, işine geldiğinde bununla ittifak yapıyor.
Gerektiğinde düşmanıyla bile ittifak yapanı, 'vatan haini, vatanı satan, düşmanla işbirliği yapan, işbirlikçi hain' ilan etmiyor...
Girin bir kitapçıya bugün lütfen ve rafları dolduran roman dışı kitaplara bir bakın.
Ne kadar 'düşünce karikatürü' varsa hepsi revaçta...
Ben, 'düşmanımla bile gerektiğinde ittifak yapabilen devlet ve siyaset ustaları' istiyorum.
Her işbirliğini, karikatür gülünçülüğündeki tezleriyle olumsuzlamaya çalışanlara da hiç prim vermiyorum...
Kusura bakmayın...
NEVZAT BASIM
NOTLAR:
Bu sitede hiç çığırtkanlık olmamasının nedeni de büyük ölçüde bu. Biz haberlerin aklımıza seslenen yanlarını görmeye çalışıyoruz; fayda beklentimizi karşılıyor mu; ona bakıyoruz...
Bu yüzden iktidardaki iyi yapınca iyi, kötü yapınca kötü diyebiliyoruz.
Sevmediğimiz insanların bile - hadi öyle demeyelim de, bize antipatik gelen insanların bile diyelim - yarattğı faydayı görmezden gelemiyor; onları da gerektikçe alkışlıyoruz...
Bugün bu yazının yazılış gerekçesi biraz da dün yazdığım kitabıyla Yaşar Nuri Öztürk.
Allah İle Aldatmak kitabında öylesine bir Avrupa düşmanlığı yapmış ki, o kadar olur...
Bu adamlar bizi - adamlar dediğim, Avrupalılar - 4 yüzyıl 'analarını inleten korkunç insanlar' olarak tanımışlarsa, 2 yüzyıldır da 'onların dümen suyunda giden insanlar olarak' tanıyorlardır zaten... Bir karikatüre karikatürle yanıt vermek için yazmıyorum bunu; karikatürler yazmayı da sevmem zaten. Sadece, tüm Avrupalıyı 'aynı algılayışın esiri kötü niyetli insanlar olarak nitelemenin' gülünçlüğüne vurgu yapmak istiyorum.
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|