Kokteyl Network : beygir.com - mackolik.com - sahadan.com - tahminkolik.com - skor.tv - mackolikcomplex.com - havayol.com - magazinkolik.com
türk net en son haber 3 Aralık 2008Güncelleme: 03.12.2008 03:50 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Avrupa Birliği
YAŞ Toplantıları
Türk Silahlı Kuvvetleri
İlker Başbuğ
Emine Ayna
DTP
Celalettin Cerrah
Polis Emniyet Haberleri
Türkiyede Yabancı Sermaye
Vestel
Add to Google
22 Aralık 2006 Cuma 13:27 Yazarlar

Tulumbaya Su Verelim mi?

Sanırım ancak benim gibi kırk yaşının üzerinde olanlar, eskiden hemen her evin
bahçesinde bulunun su tulumbalarını anımsayacaklardır.

Çocukken heroyunumuzdan sonra zevkle koşarak soğuk sularından içtiğimiz o sevimli tulumbalar...
Artık yaşamımızdan tamamen silinen su tulumbalarını anımsamamızın nedeni, Devlet
Bakanı ve Başbakan yardımcısı Abdüllatif Şener'in bir sözü idi:

Tulumbadan su getirecek firmalar ekonomiye kazandırılacak !
Abdüllatif bey, Meclis Plan ve Bütçe komisyonunda Anadolu Yaklaşımı ile ilgili bir
sunuş yapmış. Sayın bakanımızın konuşmasını bir tümcede özetleyebiliriz:
"Anadolu Yaklaşımı, tulumbaya az bir su koyduğunuz zaman tulumbadan su
getirecek firmaların, ekonomiye kazandırılması için düşündüğümüz bir
girişimdir
".

Ne kadar güzel bir tanımlama değil mi ?

Su tulumbalarının nasıl çalıştığını bilenler anımsayacaklardır.

Tulumbanın kolundan tutup aşağı yukarı çalıştırmaya başladığınız zaman hemen su
gelmeyebilir. Hele tulumba uzun zaman kullanılmadıysa, kesinkes su alamazsınız. Eğer
tulumbanın takılı olduğu kuyudan su çekmek isterseniz, mutlaka tulumbaya bir miktar
su dökmek gerekir. Yani örneğin bir litre su dökersiniz, ondan sonra tulumba size
kova kova su verir...

Peki Anadolu Yaklaşımı da böyle mi ?
Yani finans olarak zor durumda olan bazı küçük ve orta ölçekli firmalara, bir miktar
para koysak; bu firmaların borçlarını yeniden yapılandırsak, aynı tulumbaya su koyma
örneğinde olduğu gibi, bu firmalardan ekonomiye yarar sağlayabilir miyiz ?
İlk bakışta "olabilir, neden olmasın ? " dedirten bir yaklaşım.
Her yeri "kader kurbanı" ile dolu ve kader kurbanlarına bir şans daha vermeye
alışmış bir ülkeye çok yakışan bir durum !

Ama bu satırların yazarı, kesinkes bu tür bir uygulamanın ekonomiye hiçbir katkı
sağlamayacağını
düşünmektedir.

Daha önce örneğini yaşadık, 2002 ile 2005 yılları arasında İstanbul Yaklaşımı
ile büyük ölçekli firmalara bu olanak sağlandı. Bankalara borcu olan, ama bu
borçları var olan yapı ile ödeyemeyen firmalara, borçlarını yeniden yapılandırma
olanağı verildi.

Amaç, ekonomiye hem katma değer, hem de istihdam katkısı olan, ama 1999 - 2001
krizleri ile sallanan firmalara, bir "hayat öpücüğü" vermekti. Ayrıca
alacaklı bankalar, borçları yapılandırılacak firmaların, yapılandırma sonrasında
(yani tulumbaya su konduktan sonra) yaşayacaklarına
da inanmalıydılar.
Anadolu Yaklaşımında da kıstas bu olacaktır. Zaten o nedenle tulumbaya su koymaktan
söz edilmektedir. Bankalarımız ise, Anadolu Yaklaşımına giren tahsil edemedikleri
alacakları için karşılık ayırmak zorunda kalmayacakları için, bu uygulamaya sıcak
bakacaklardır.

Ortada dolaşan sayılara inanırsak;

- Anadolu Yaklaşımından 40 ile 70 bin arasında KOBİ yararlanacakmış;

- Bu KOBİ'lerin toplam banka borcunun 1,2 milyar dolar olduğu hesaplanmış;

- 1,2 milyar dolarlık banka borcunun çoğunluğu Halk Bankasına imiş;

- Bankalara kredilerini ödeyemeyen KOBİ'ler, sadece banka borçlarının değil, ayrıca
vergi ve SSK borçlarının da yeniden yapılandırılmasını istiyorlar. Ama IMF bu
isteğe nasıl yaklaşır burası bilinmiyor...
...
Çift seçim yılı olan 2007 öncesinde Hükümetin bu tür bir uygulama getirmek
istemesini anlayabiliyoruz. Ama bu isteğe anlayışla karşılayamayız !
Çünkü liberal ekonominin en önemli ilk kuralı pazarlara serbest giriş (free entry)
ise, ikinci en önemli kuralı da serbest çıkıştır (free exit). Yani firmaların
iflasına / pazardan çıkmasına izin vereceksiniz...
Yapamayan, beceremeyen, kazanç elde edemeyen, çarkını döndüremeyen ... firma, ne
olursa, kim olursa, ne yaparsa yapsın, pazardan çıkmalıdır. Çıkmalıdır ki,
işini iyi yapanlar da zarar görmesinler.
İşini iyi yapmanın ödülünü alsınlar...

Eğer başarısız firmaları, herhangi bir gerekçe ile pazarda tutmayı sürdürürsek,
aslında başarılı olan firmaların yaşama şansını azaltırız.
Çünkü yapay destek ile yaşatılan firma, fiyat kırarak, taksitli satış yaparak,
kaliteden ödün vererek, satış sonrası hizmeti aksatarak ya da hiç vermeyerek, ...
pazar payı almaya ve satışlarını kısa dönemde sürdürmeye çalışacaktır. Bu tür bir
strateji de aslında sağlıklı olan firmaların bile sıkıntıya girmesine neden
olabilir.

Ertuğ Yaşar;

İzmir - İstanbul 22.12.2006

ertug@yasar.nom.tr

www.ertugyasar.com


İlgili Başlıklar:
Ertuğ Yaşar Yazıları (157 haber)






İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...

Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.

İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...

Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...

Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...

TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam