|
|
17 Eylül 2008 Çarşamba 12:54
|
Yazarlar
|
ASIL TRAVMA BİZE... Bağış yapan bir insanı, ömür boyu BAĞIŞ KUŞKULUSU haline getirdiler: Deniz Feneri'ne 4 bağış yapmış bir insanın YÜREK SIZISIDIR
Kendini 'en dindar' ilan eden çevreler, Deniz Feneri vakasından etkilenmiş; davanın TRAVMA ve benzeri sonuçlarından sözediliyor.
Ancak, asıl travmayı yaşayanlar benim gibi insanlar.
Bazı arkadaşların, çok saf olduğumu düşüneceklerini biliyorum. Onlar önyargılıydı: Deniz Feneri'ne yapılacak bağış konusunda oldum olası kuşkuları vardı...
Ancak ben, böylesi önyargılar büyüten bir insan değilim.
Bizim eve Deniz Feneri, kayınvalidem sayesinde girdi.
2000'lerin başından itibaren Kanal 7'de izlediği Deniz Feneri programından ve o programın yardım ulaştırdığı insanlardan sıklıkla söz eder, yapılan yardımı övgüyle konuşma konusu yapardı.
2002 ya da 2003'te ben de bir toplantı vesilesiyle dönemin Deniz Feneri derneği yönetimiyle tanıştım.
O günlerde çok sorguladım:
Dernekte kaç profesyonelin çalıştığından, o profesyonellerin kaç lira maaş aldıklarına; yardımların nasıl bir seçicilikle insanlara ulaştırıldığından, derneğin gönüllülerinin nasıl bir çalışma yaptıklarına kadar...
Kişisel olarak, 'gelenek' olduğu için vazgeçemediklerim var.
Kurban kesmiyorum ama bağış yapıyorum.
İnanç konusunda kendisini dindar tanımlayanlardan ne kadar farklı bir yerde olduğumu beni bilenler bilir. Ama yine de eşimin, annemin, babamın ve bazen de akrabalarımın bu konudaki hassasiyetine özen gösteririm.
Ramazanlarda yardım yapılması gerekiyorsa, yaparım.
Biz Türklerin gelenekleri ve inançları dolayısıyla bağış'a inanılmaz bir yatkınlıkları var.
Ama bağış yapılacak kurum bulmakta oldum olası sıkıntı yaşadık.
Örneğin çocuğunuz doğar, adağınız vardır; yoksul bulur giydirir; bir yoksulun çocuğuna hediye alırsınız; ya da adak kurbanı keser etini yoksullara dağıtırsınız...
Ancak toplumsal yaşam bizi ihtiyaç sahiplerinden öylesine uzaklaştırıyor ki, onlara ulaşmak, onlara yardım sağlamak sizin bireysel çabalarınızla mümkün olmuyor.
Bu bir organizasyon işi.
Deniz Feneri'ne kadar çeşitli kereler yaptığım bağışlar, hemen hiç içime sinmemiştir.
Yetim ve öksüz çocuklarımız için kurulmuş bir kamu organizasyonuna yardımlar yaptım; ama nedense yaptığım yardımın o çocuklara ulaşıp ulaşmadığı konusunda kuşkular taşıdım.
Bunları anlatmamın nedeni şu: Pek çok kişi gibi ben de bağış'a yatkınım ama bağış yapacak, yardımı etkili şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştıracak bir kurum bulamıyorum.
Deniz Feneri'nin bu ihtiyacı gerçekten karşılayan bir kurum olduğuna inanmıştım.
Benim gibi inanmış milyonlarca kişi olmalı.
Evet bugün Almanya'da alınan karar, Türkiye'deki Deniz Feneri ile ilgili değil.
Ve evet Türkiye'deki Deniz Feneri, 'bizimle ilgisi yok' demeye devam ediyor.
Ancak Deniz Feneri bu kuşkularla sadece benim gibi milyonları kaybetmedi; milyonlarca insanın BAĞIŞ POTANSİYELİNİ de çöp tenekesine gönderdi.
Ne yazık...
NEVZAT BASIM
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|