|
|
27 Aralık 2006 Çarşamba 13:23
|
Yazarlar
|
Cumhurbaşkanı'nı değiştiren ne oldu?
Hatırlayın: Cumhuriyet tarihinin en statükocu cumhurbaşkanı sıfatını tartışmasız hak eden Ahmet Necdet Sezer, göreve ilk geldiği günlerde, 'askerlerle bile didişecek kadar' statükoya direniyordu... Peki ne oldu da cumhurbaşkanı değişti?
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in göreve ilk geldiği günleri hatırlayın...
28 Şubat sürecinin sonuna gelinmişti ama askerlerin siyasete yine de hissedilir 'müdahaleleri' vardı...
Ve Sezer, siyasete müdahale eden asker ile görev süresinin ilk bir kaç ayında 'didişme' içerisine girmişti...
Sonra birden değişti...
Didişmeleri bitti...
Kapandı...
Sonra, sonra...
Kendisinin cumhurbaşkanı seçilmesi için 'elinden geleni yapan' ve o koltuğa bugün oturuyor olmasının birinci dereceden 'sorumlusu olan' Bülent Ecevit'i bile 'incitti', küstürdü...
Cumhurbaşkanının ağzından o günü hiç duymadık... Ama Bülent Ecevit'in o gün anlattıklarına bakılırsa, 'tavır' hiç de yenir yutulur türden değildi; sertti...
(Bülent Ecevit'in cenazesinde en itibarlı kişi Cumhurbaşkanı Sezer di ve Rahşan hanım da Sezer'e 'sığındı'... Unutuldu mu, mazur mu görüldü, zaten hiç sorun yapılmamış mıydı?)
Sezer'in görev süresinin başlangıç günlerine dönüldüğünde, çok umutlu olduğumu ve cumhurbaşkanı seçilişinden dolayı duyduğum memnuniyeti hatırlıyorum...
En azından çok üst düzey bir 'hukuk adamı', cumhuriyetimizi temsil görevini üstlenmişti...
Ve bir hukuk devleti olmakta zaman zaman patinaj çeken ülkemizde 'hukuk devleti bilincinin gelişmesine' büyük katkıda bulunacağı beklenebilirdi... Benim beklentim de buydu...
Sezer, gerekçe göstererek bizi ikna edebilir, hukuk içerisinde kalmanın ve hukuk ülkesi olmanın 'güzelliğine' bizi ikna edebilirdi...
Gereken durumlarda gerekli uyarıları yaparak 'hepimizin terbiyesine katkıda bulunabilirdi'...
Bu güne kadar o tepelerde hiç tanık olmadığımız sade bir yaşam biçimi ile, bunu dillendirerek, bunu göstererek, 'siyasette şatafat arayanların' kendine gelmesini sağlayabilirdi...
Yani Türkiye'de siyasetin ve siyasetçinin 'normalleşmesi sürecini' tetikleyebilir; örneğin Erdal İnönü gibi 'yarı kabul edilmiş siyasi aktörlerin benzerlerinin' önünü açabilir, toplumsal kabul görmesine katkıda bulunabilirdi...
Cumhurbaşkanı'nın görev sürecine baktığımda, benim kişisel olarak 'düş kırıklıkları' serisi yaşadığımı söyleyebilirim...
Bugün en çok merak ettiğim şey şu: Cumhurbaşkanını ne değiştirdi?
Yakın arkadaşlarının telkinleri mi?
Yakın arkadaşlarının bile kim olduğunu bilmiyoruz...
Kendi iç hesaplaşması, mücadelesi mi?
Kendisine erişenlerin, kurmaylarının düşünce ve önerileri mi?
Neden içine kapandı; neden ilk günkü hevesini kaybetti; neden hep küskün bir görüntü verdi?
Cumhurbaşkanı'nı 'neyin değiştirdiğini' bilmemiz gerektiğini düşünüyorum...
NEVZAT BASIM
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|