|
|
30 Aralık 2008 Salı 12:59
|
Yazarlar
|
Biz Türkler, neyin doğru, neyin güzel olduğunu bilmiyoruz; hala bu soruya yanıt bulmak için dine başvuruyoruz
2008'de 'bu GEREKLİLİĞİ keşfeden Türkiye'yi yaşadık
2008'de en şaşırdığım olay budur:
DOĞRU NEDİR, GÜZEL NEDİR sorusunun yanıtını bilmediğimizi farkettik.
Haliyle hepimiz 'zihinsel hesaplaşmalar' içerisinde yaşıyoruz.
Her yıl kafamızda ampuller çaktıran gelişmeler oluyor; günlerce zihinlerimize takılı soru işaretleri ortaya çıkıyor...
Benim, ömrü hayatımın takıntı sorusu, 'neden bize özel bir kültürün yaratıcıları olamıyoruz' sorusudur, mesela.
Ama bu yıl aklımdan gelip geçen onlarca 'ampul yandı' vakası içerisinde en kalın çizgilerle altını çizdiğim konu şu oldu:
'Biz Türkler, neyin doğru, neyin güzel olduğunu bilmiyoruz; hala bu soruya yanıt bulmak için dine başvuruyoruz'.
İfadenin sahibi, üç aşağı beş yukarı benim yazdığım haliyle, prof. dr Şerif Mardin.
Mahalle baskısı konusundaki ifadeleri bir yıla yayılan bir tartışma gündemi yaratan Şerif Mardin, kendisiyle söyleşi yapan Ruşen çakır'a şunları söylüyordu:
"Kemalist ideoloji bir ´iyi, doğru ve güzel´ doktrini geliştiremedi, halk bu ihtiyaçlarını Cumhuriyet'in kurulmasından bir süre sonra din öğretileri ile karşıladı."
Benim zihnimde de ampuller yakan bu ifadeye, sahip çıkan o kadar çok oldu ki.
Gerçekten hiç ummadığım köşe yazarları bile BU GEREKLİLİĞE sahip çıktılar ve böyle bir gereksinmenin olduğunu doğruladılar.
Ben, kendimce, 2008'in en önemli akıl kazancının bu olduğunu düşünüyorum:
Kesinlikle iyi nedir, güzel nedir, doğru nedir sorusuna ORTAK YANIT BULABİLECEĞİMİZ bir alan olması gerekiyor.
Bulduğumuz yanıtların da bu toplumun büyük çoğunluğunun ihtiyacını karşılaması gerek.
Bu gerekliliği keşfettik ya, 2009'da arkasını getiririz...
NEVZAT BASIM
İşkence görmüşler: Allah belasını versin miş o 12 Eylül yönetiminin... Eyvallah! Peki ama sizin hiç mi hatanız yoktu:
12 Eylül Anayasası olmasaydı, bugün İstanbul Boğazı'ndaki kıyı şeridini de, Caddebostan sahilini de, Bakırköy - Yeşilköy - Florya kıyılarını da RÜYAMIZDA BİLE göremezdik.
Kemal Kılıçdaroğlu çoktandır, Deniz Baykal'ın onaylamayacağı şeyleri söyleyip, geri adım atmak zorunda kalıyor.
Yabancı bir dille ibadet eden biz Türklerin en önemli sorunlarından biri de bu: Dualar...
BELÇİKA PKK YÖNETİCİLERİNİ GÖZALTINA ALIP 'MEMNUNİYET' YARATIYOR Kİ, AMERİKA, 'FAZLA ACITMADAN' ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARINI KOMİTEDEN GEÇİREBİLSİN: SİZİN AKLINIZ BUNA EVET DER Mİ?
BAŞBAKANI ÇOK SEVEN, ONU 'ZOR BULUNUR BİR İNSAN OLARAK' DEĞERLENDİRENLERE SESLENMEK İSTİYORUM: ELBETTE, HEPİMİZ İÇİN ÇOK DEĞERLİ İNSANLAR VARDIR. ANCAK BAŞBAKANIN 'GERÇEĞİNİ DE GÖRMEK ZORUNDASINIZ'
|