|
|
10 Ocak 2007 Çarşamba 11:29
|
Yazarlar
|
Akrabanız genel müdür olmuşsa, sizin de 'o büyük şirkette yükselme şansınız var' demektir...
İlk bakışta, Nethaber'in yayın yönetmeninden, 'neden duyduğunuzu bilemeyeceğiniz' bir cümle oldu... Bu cümleyi yazıyorum, şunun için:
Tüm dünyada, çok benzer bir şirket yönetim 'şekli' vardır...
Bir şirketin tepe yöneticisi kim ise, hakiki anlamda onun borusu öter...
O, patronun ona verdiği inisiyatif ölçüsünde, kendi adamlarını istediği gibi yerleştirir, onlara istediği konumları verir...
Ben, bu ülkenin en büyük 10 şirketinden birinde, şirketin tepe yöneticisinin, akrabalarına nasıl şirketler kurdurduğunu bilirim... Patron ona bir kez inisiyatifi vermiş, belirli bir noktaya kadar da yapıp ettiklerini 'sorgulama dışı' bırakmıştı...
O tepe yönetici, akrabalarına şirketler kurdururak, o dev şirketin çevresinden nemalanmalarını sağladı...
Şirket sahibi yani patronların gözünde, tepe yöneticilerin bu tavrı, bir yere kadar 'anlaşılır ve tolere edilebilir'dir...
Bu yüzden de şirketlerde yöneticilik yapanlar açısından, Emin Çölaşangillerin kamuda varolduğunu söyledikleri ve bas bas bağırdıkları 'usulsüzlük ve yolsuzluklar' bir yere kadar anlaşılabilir, hatta meşrudur...
Öbür taraftan bakarsanız, Emin Çölaşan'a o bilgiyi sızdıran da zaten, 'o konuma gelmek istediği halde gelemeyendir'... Mağdur da aslında 'yolsuzluğa konu olan kişinin yerinde' olmak istemektedir....
Hani şu bir zamanlar 'kamu kurumlarında geçerliliği olan' HAMİLİ KART YAKINIMDIR uygulaması var ya, o uygulama özel girişimlerde aynıyla vakidir ve meşrudur. Tepe yönetici olmuşsanız, yanınızda da 'bildiğiniz - tanıdığınız kişileri' istersiniz; 'eşyanın tabiatına uygun' bir talep...
Peki ben bunları neden yazıyorum?
Şundan...
Öyle bir eleştiri kültürü oluşturmamız ve bazen 'kariyer' haberlerimizi öyle 'inşa' etmemiz gerekiyor ki, 'yönetimlerdeki' bu mevcut kültürü hem yansıtabilelim, hem de bu uygulamanın 'doğru eleştiri zemini'ni yaratabilelim...
Benim derdim, Türkiye'de eleştiri kültürüne hakim olan kalıp yargılar...
Nethaber, bu kalıp yargıların dışında kalabilsin istiyorum...
NEVZAT BASIM
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|