|
|
10 Ocak 2007 Çarşamba 11:11
|
Yazarlar
|
100 Milyar Dolar
2007 yılı dışsatım hedefi "alkışlar arasında" (!) belli oldu: 100 milyar dolar...
Geçen yıl 86 milyar doları bulmuşuz. Demek ki bu yıl da %16'lık bir artışa gereksinim var. Türkiye'nin 2002 yılından bu yana sağladığı dışsatım artışına bakarsanız (yıllık ortalama %24 - ya da dört yılda toplam %138), bu hedef gerçekçi gözükmektedir. ... Pazartesi günkü yazımızda da değinmeye çalışmıştık: Bir firmanın ciro artışı, illa ki o firmanın kar (kazanç) artışı anlamına gelmez. Yani bir firmanın satışları artmasına, hem de çok artmasına karşın, bazen karlılığı azalabilir. Bir ülkenin dışsatımı da buna benzer bir durum gösterebilir. Yani dışsatımın artmasına karşın, aslında ekonomi bu artıştan hiç olumlu etkilenmiyordur. Çünkü "dibinde kar yoktur".
İngilizcede kullanılan çok güzel bir söz var: "Dibinde ne var ? " derler (what do you have at the bottom line ? ). Burada "dibi" denen yer, Gelir - Gider tablosunun son satırıdır.
Yani o dönemki kar ya da zararın görüldüğü satır. Ya da bütün o ekonomik faaliyetin yapılmasının ana nedeni olan satır... İşte biz de (belki de yıllardan bu yana özel sektörde kar amaçlı çalışmaktan gelen profesyonel dürtümüz ile), her zaman bu soruyu sorarız: "Tamam iyi de, dibinde ne var ? "
Pazartesi günü Ankara'da 2007 için 100 milyar dolar hedefi koyan politikacılar, acaba kendilerine hiç bu soruyu sormuşlar mıdır ? Çünkü korkarım son dört yıldır gerçekten iyi bir ivme ile artan Türkiye dışsatımın dip satırında hiç mi hiç kayda değer bir rakam yoktur ! ... Türkiye'nin bu kadar büyük dışsatım başarısı gösterdiği dört yılın sonunda, Türkiye'nin bana göre tek uluslararası markası BEKO'nun başına gelenleri izliyor musunuz ? Yok yok; BEKO'nun başına gelen hiç olumsuz bir şey yok aslında. Hiç duygusal davranmayan ve tamamen profesyonel çalışan şirket yönetimi, Türkiye'de üretim yapmanın dibinde hiçbir şey bırakmadığı gördüğü için, bu işten vaz geçiyor. Beylikdüzü fabrikasını kapatıyor. Lütfen BEKO deyip de geçmeyin... Gerçekten bir uluslararası markadan söz ediyoruz. İngiltere Lig maçlarının oynandığı statlara reklam veren; Türkiye'de Basketbol ligine adını veren, ... bir firmadan söz ediyoruz (sanırım ben spor tutkunu olduğum için sadece spor örneklerini verdim. Ama BEKO'nun bunun gibi daha nice tanıtım ve reklam çalışmaları var). İşte bu firma, sanırız hiçbir satış sorunu da yokken, ve 2006'da milyonlarca dolarlık dışsatım da yapmışken, İstanbul Beylikdüzü'nde dört bin kişinin çalıştığı fabrikasını kapatıyor. Kapatmak zorunda kalıyor... Kimileri diyebilir ki, "bu değişiklik ARÇELİK ile birleşme nedeni ile olmaktadır".
Doğrudur. Bu birleşmenin mutlaka fabrikanın kapanmasında bir etkisi vardır. Ama inanın asıl ya da tek neden bu değildir. Asıl neden, son dört yıldır izlenen yanlış makro ekonomik politikalar nedeni ile, Türkiye'nin hızla, uluslararası rekabete açık sanayi üretiminde rekabet gücünü yitirmesidir. Kapanan BEKO Beylikdüzü fabrikasının makinelerinin bir kısmı Rusya gibi yabancı ülkelere; bir kısmı da BEKO'ya fason üretim yapan Türk firmasına gidecekmiş ! İşte sanayisizleşme, ya da sanayinin iğdiş edilmesi budur (sendikalı işçilerin istihdamı yerine, üretimin nasıl ve hangi koşullarda yapıldığı her zaman kuşkulu olan fasoncuya gitmesi) ...
Siz hala Türkiye'de yüksek faiz, değerli kur politikası izlerseniz, sonunda olacağı budur. "Bir Dünya Markası" sloganını kullanan (ama gerçekten de bir dünya markası olan) tek şirketinizin üretimini Türkiye dışına kaçırırsınız.
Bu koşullarda 2007'de dışsatım 100 milyar olsa ne olur, 200 milyar dolar olsa ne olur ? Türk girişimcisi, Türkiye'de üretmekle para kazanamıyorsa, hepimizin sonu BEKO fabrikası gibi olmaz mı ? Ertuğ Yaşar;
İstanbul 10.01.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|