|
|
12 Ocak 2007 Cuma 13:11
|
Yazarlar
|
En sevmediğim gazeteci arızası: Ben 'gazeteciyim' diye dayılanmak...
Ben, 'taşra kökenli' bir gazeteciyim... Taşra'da doğup büyüdüm; İstanbul'un taşradan ne denli farklı olduğunu üniversite yıllarımda öğrendim. Elinden tutan kimsesi olmadan bu mesleğe girdim; iyi veya kötü, bu ülkenin en büyük yayınlarında, ciddi görevlerde (benim ciddiye aldığım) çalıştım...
En alışamadığım 'gazetecilik tavrı' bu oldu...
Nereye gitsem, 'kabadayılanan' bir gazeteci...
Trafikte trafik polisine...
Kamu kurumunda, memura...
Gazeteci olmak, sanki 'dayılanmayı meşru kılıyor' muş gibi...
Ya da gazeteci olduğunuzu beyan ettiğinizde, karşınızdakini korkutmayı başabilirmişsiniz gibi...
Çiğ geldi bu tavır bana, kabul edilemez geldi...
Dayılanacaksanız, 'meslek' göstermeden dayılanın...
Mesleğimize yapılan bir saygısızlık bu diye düşünüyorum...
Karşısındaki kişi yumruğunu gösterse yeri öpecek pek çok arkadaşımın, bu gazetecilik dayılanmaları yüzünden nasıl da komik durumlara düştüğünü bilirim...
Ben, bu konuda kendimle övünebilirim ki, elimden geldiğince yapmadım bunu...
Evet 'dayılıklarım oldu'... Ama bu dayılıklarımı hiç meslek adı zikretmeden, bir 'vatandaş olarak' yaptım...
Bu yazıyı neden yazdığıma gelince...
Vatan gazetesi yazarı Ruhat Mengi bugün köşesinde, 'Diyanet işleri başkanını televizyon programına davetini' yazmış...
Başkan uzunca bir süre Mengi'yi 'oyalamış', hadi açıkça yazalım, 'sanki ciddiye almamış'...
Mengi de anlaşılan o ki, sen misin beni ciddiye almayan diye sinirlenmiş ve bir yazıyla bu durumu ifşa etmiş...
Bugünkü yazısı bir tür özür niteliğinde...
Yazıyı okuyunca içim acıdı...
Hayır, Mengi 'zarif bir hanım'... Ama mesleki arızalar o zerafete bile nüfuz edebiliyor demek ki...
Denk gelişler ola...
Aynı minvalde bir köşe yazısı daha var bugün...
Hergün mutlaka okuduğum tek köşe yazarı o, bugünlerde...
Ertuğrul Özkök, 'reklam nedeniyle kabayılaşan gazetecileri' konu almış...
Evet bir de onlar var; ama izin verirseniz onları ve Özkök'ün 'arızalarını da' bir başka yazıya konu edeyim...
Dayılanmaya ve dayılanmalara gerek duyulmayan bir Türkiye özlemiyle diyerek, geçmişin büyük 'yazarlarına da' onların diliyle bir nostalji selamı göndereyim...
NEVZAT BASIM
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|