|
|
26 Şubat 2009 Perşembe 11:31
|
Yazarlar
|
Yapılan pek çok araştırmada Türkiye'de MUHAFAZAKARLARIN NÜFUSU, modernlerden FAZLA çıkıyor
En son Hürriyet gazetesi BİZ KİMİZ diye yaptırdığı bir araştırmada da aynı sonuca ulaşmış. Peki bu durum neden böyle?
Benim bir fikrim var:
Türkiye'de kendilerine modern diyenlerin sorunu var.
Çünkü Türkiye'de kendilerine modern diyenler, bu toprakların değerlerini modernize edenler değil.
Başka topraklardan ithal değerler getirenler.
Çok iddialı olduğunu biliyorum.
Ama Türküleri modernize etmez de Country severseniz, modern olmazsınız. Demek istediğim bu.
Ya da klasik müzik dinlemeyi zevk haline getirdiğiniz halde, Türk sanat müziğinin modernizasyonuna prim vermezseniz, modern olmazsınız.
Örnek diye yazıyorum bunları; çoğaltabiliriz...
Değerlerinizi değiştirmiş olursunuz.
Siz, başka değerlerin insanı olursunuz.
Türkiye'de modernlerle - ya da kendilerine modern diyenlerle muhafazakarlar arasındaki asıl çelişkinin bu olduğunu düşünüyorum.
Benim anladığım anlamda modernler, bu ülkenin değerlerini, bugüne uyarlayıp, kullanılabilir hale getirenlerdir.
Yani örneğin, tek sazla çalınan Türküyü, bugün dinlenebilir, dinlerken keyif alınabilir hale getirenler.
Türkiye'nin kendilerine modern diyenleri, MUHAFAZA EDİLENİ modernize edemedikleri için nüfuz açısından gerilediler. Nüfus gerilemesi de bu yüzden...
Modernlik, muhafaza edilmekte olanı modernize etmektir; başkalarının değerlerini ithal etmek değil.
NEVZAT BASIM
NOTLAR:
Bu konuda çok yazdığımı biliyorum. Ancak kadın - erkek ilişkileri açısından bile söylenecek çok söz var. Dünyada cinsiyet ilişkileri açısından takip edeceğimiz tek yol mu var sizce; Alman - İngiliz modelini taklit etmek zorunda mıyız?
Cinsel zevki yüceltmek, kadın - erkek ilişkilerinde mahremiyeti olabildiğince ortadan kaldırmak, kendi cinselliklerimizi bir tür oyuncak haline getirmek.
Bu ülkede muhafaza edilen cinsiyet ilişkilerini neden modernize etmiyoruz. Örneğin, Türkiye'nin 'ilişkide iyi' dediğinde aklına gelen şey, 'ömür boyu birliktelikler aramak' neden olmasın. Neden bir İngiliz gibi cinsel hazzı bu kadar öne çıkartan birliktelikler kurmayı, 'kendi doğrumuz' kabul edelim.
İşkence görmüşler: Allah belasını versin miş o 12 Eylül yönetiminin... Eyvallah! Peki ama sizin hiç mi hatanız yoktu:
12 Eylül Anayasası olmasaydı, bugün İstanbul Boğazı'ndaki kıyı şeridini de, Caddebostan sahilini de, Bakırköy - Yeşilköy - Florya kıyılarını da RÜYAMIZDA BİLE göremezdik.
Kemal Kılıçdaroğlu çoktandır, Deniz Baykal'ın onaylamayacağı şeyleri söyleyip, geri adım atmak zorunda kalıyor.
Yabancı bir dille ibadet eden biz Türklerin en önemli sorunlarından biri de bu: Dualar...
BELÇİKA PKK YÖNETİCİLERİNİ GÖZALTINA ALIP 'MEMNUNİYET' YARATIYOR Kİ, AMERİKA, 'FAZLA ACITMADAN' ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARINI KOMİTEDEN GEÇİREBİLSİN: SİZİN AKLINIZ BUNA EVET DER Mİ?
BAŞBAKANI ÇOK SEVEN, ONU 'ZOR BULUNUR BİR İNSAN OLARAK' DEĞERLENDİRENLERE SESLENMEK İSTİYORUM: ELBETTE, HEPİMİZ İÇİN ÇOK DEĞERLİ İNSANLAR VARDIR. ANCAK BAŞBAKANIN 'GERÇEĞİNİ DE GÖRMEK ZORUNDASINIZ'
|