|
|
02 Mart 2009 Pazartesi 12:25
|
Yazarlar
|
Ahmet Hakan, NEDEN Ayşe Arman'a 'kardeşim' diyor?
Ahmet Hakan, sınıf atlamayı HAZMETMEYE çalışıyor.
Saman altında buzağı aradığım kesin.
Ahmet Hakan'ı, Hürriyet'teki köşesinde hemen hergün okuyorum.
Okuyorum ama kızıyorum da.
Yeni bir yazarlık stili geldi Ahmet Hakan ile.
Gündemde ne varsa, Ahmet Hakan'ın o konuda bir fikri var.
Ve fikrini, sansürsüz yazıyor.
Ertuğrul Özkök de öyle tavsiye etmiş; Ahnmet Hakan, iç sesinin belki de 'dur ya, olmaz' diyeceği şeyleri hiç takmayarak, olduğu gibi, ne düşünüyorsa ifade ediyor.
Bu haliyle alıştığımız köşe yazarlarına benzemiyor.
Gündemdeki her konu ya da kişi hakkında mutlaka fikrini yazıyor ve bunlar da çoğunlukla ELEŞTİRİ oluyor.
Övdükleri de var tabii ki. Ama eleştiriler çoğunlukta.
Ahmet Hakan yazıları karşısında benim durumum iki farklı yönelim gösteriyor:
1 - Yazar Ahmet Hakan'ın yazdıklarına karşı tavır. Yazarlık becerisine gösterilen tavır...
2 - Benim gibi pek çok gazeteci arkadaşımın kıskançlık göstereceği bir yere geldiği için mesleki çekememezlik hali.
Samimiyim: Ahmet Hakan'ın bu büyük sınıf atlamasını çekemiyorum.
Nişantaşı'nda oturuyor oluşunu; yeni arkadaşlık ilişkilerini, aldığı dünyanın parasını, gazetesinin çok okunur bir yazarı haline gelişini...
Bunları yazıyorum ki, Ahmet Hakan ile ilgili yapacağım saptamaya sizleri daha 'sağlam' ikna edebileyim.
Ahmet Hakan dün, 'AYŞE Arman kardeşimden öğrendim:' diye giriyordu yazısına.
Ünlü mimar Eren Talu, Kuran okuyormuş...
Ahmet Hakan, AYŞE ARMAN'DAN ÖĞRENDİM diye yazmıyor.
AYŞE ARMAN KARDEŞİMDEN ÖĞRENDİM diye yazıyor.
Bu tarz 'ifadelendirmeyi' çok sık yapıyor, altını çizerek not alıyorum; üstüne yazacağım; kısmet bu güneymiş...
Neden AYŞE ARMAN'DAN ÖĞRENDİM değil de AYŞE ARMAN KARDEŞİMDEN öğrendim?
Şu, CANIM kelimesinin kullanılış şekline dikkat etmenizi rica edeceğim.
Bursa'nın CUMALIKIZIK köyüne gittiğimizde, köyden bir teyze bana CANIM dediğinde 8 yaşındaki kızım GARİPSEDİ...
CANIM sözcüğünü 'söyleyebilecek olanlar var, söyleyemeyecek olanlar var', kızımın kafası öyle kategorize etmiş olayı, kendiliğinden...
Demek ki, hiçbirimizin algılamasında bir TUHAFLIK YOK: Bazıları size, ŞURADAN ALABİLİRSİN CANIM diyorsa, CANIM'da bir küçümseme, sizi küçük görme, kendiyle eşit görmeme hali var.
Hiç inkar etmeyelim: Canım sözcüğü yüzünden çıkmış kavgalara bile şahidim...
Ahmet Hakan'ın dilinde KARDEŞİM de öyle bir kelime değil mi sizce?
'Ayşe Arman, BENİM EŞİTİM DEĞİL...'
Bu iç yolculuk nereye ey Ahmet Hakan...
Sınıf atlamayı hazmedemeyenler, ÇİĞ İNSANLARDIR.
NEVZAT BASIM
İşkence görmüşler: Allah belasını versin miş o 12 Eylül yönetiminin... Eyvallah! Peki ama sizin hiç mi hatanız yoktu:
12 Eylül Anayasası olmasaydı, bugün İstanbul Boğazı'ndaki kıyı şeridini de, Caddebostan sahilini de, Bakırköy - Yeşilköy - Florya kıyılarını da RÜYAMIZDA BİLE göremezdik.
Kemal Kılıçdaroğlu çoktandır, Deniz Baykal'ın onaylamayacağı şeyleri söyleyip, geri adım atmak zorunda kalıyor.
Yabancı bir dille ibadet eden biz Türklerin en önemli sorunlarından biri de bu: Dualar...
BELÇİKA PKK YÖNETİCİLERİNİ GÖZALTINA ALIP 'MEMNUNİYET' YARATIYOR Kİ, AMERİKA, 'FAZLA ACITMADAN' ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARINI KOMİTEDEN GEÇİREBİLSİN: SİZİN AKLINIZ BUNA EVET DER Mİ?
BAŞBAKANI ÇOK SEVEN, ONU 'ZOR BULUNUR BİR İNSAN OLARAK' DEĞERLENDİRENLERE SESLENMEK İSTİYORUM: ELBETTE, HEPİMİZ İÇİN ÇOK DEĞERLİ İNSANLAR VARDIR. ANCAK BAŞBAKANIN 'GERÇEĞİNİ DE GÖRMEK ZORUNDASINIZ'
|