|
|
17 Ocak 2007 Çarşamba 13:47
|
Yazarlar
|
2007 Ne Kadar Riskli?
2007 sizce ne kadar riskli ?
Bugünlerde dönüp dolaşıp bu soruyu hem kendimize, hem de birbirimize soruyoruz. 2007’de iki seçim var ya; acaba bu seçimlerin ilkinde maraza çıkar mı ? Yani Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türkiye’yi politik bir kaosa sürükler, bu politik kaos da ekonomik bir çalkantıyı tetikler mi ?
İşte asıl yanıtını aradığımız soru budur... Yoksa pek kimsenin genel seçimlerle ilgili bir endişesi olduğunu ben sanmıyorum.
Senaryo biliniyor: Recep Tayyip Erdoğan, ya da daha radikal bir AKP’li (en azından eşinin başı kapalı ya da toplumun genel kesimince kabul görmeyecek “militan” bir AKP’li), cumhurbaşkanlığına aday olursa, Türkiye ne kadar karışır ?
TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) bu işe ne der ?
Diğer “diri güçler” (!) ve CHP, ne kadar tepki gösterebilir ? Bu adayın seçilmesini önleyebilirler mi ?
Ya da cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci ve ikinci turu konusunda ortaya atılan (belki de biraz zorlama) “Meclisin en az üçte ikisinin oturumda hazır olması gereği” yorumları ne kadar gerçekçidir ?
Eğer bu çoğunluk o gün mecliste olmazsa gerçekten konu Anayasa Mahkemesine götürülür mü ? Eğer Anayasa Mahkemesi hemen karar vermez de bir cumhurbaşkanı seçilirse sonra ne olur ?
...
Ne yazık ki cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda gerçekten önümüzde ciddi bir belirsizlikler yığını var. Sağ olsun Başbakanımız da bu belirsizlikleri aşacak bir söz etmiyor. Sadece, “Nisan ayını bekleyin, o zaman AKP’nin adayını göreceksiniz” diyor.
Ama piyasalar ve politik belirsizlik o kadar bekler mi ?
“Türkiye’nin en büyük sıkıntısı yüksek reel faizdir” diyoruz. “Reel faizin yükselmesinin nedeni, Türk ve yabancı yatırımcının Türkiye’ye (Türk politikasına ve ekonomisine) güvenmemesidir” diyoruz.
“O nedenle de hem ulusal hem de uluslararası yatırımcı, Türkiye’ye kaynak aktarmak için faizin üzerinde yüksek bir risk primi istiyor” diyoruz.
O zaman yüksek reel faizin düşmesini tek yolu, reel faiz üzerindeki risk primini azaltmak değil midir ?
Bunu yapmak için de ivedilikle politik riskleri azaltmak gerekmez mi ?
Ama AKP Hükümeti (ya da konjonktür mü desek ?), politik riskleri azaltacağına; örneğin şimdiden, adı “genel kamuoyuna ters gelmeyecek” bir cumhurbaşkanı adayı belirleyip açıklayacağına; riskleri daha da artırma yoluna gidiyor.
İşte durup dururken şimdilerde bir de Irak’a TSK’nın sıcak müdahalesi konusu ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan Salı günü yaptığı parti meclis grubu konuşmasının büyük bir kısmını bu konuya ayırdı. Mecliste bu hafta içinde Kuzey ırak konusunda güzlü oturum yapılması kararı alındı.
Hop bir de yarın TBMM sınır ötesi harekat yetkisini Hükümete verirse ne olacak ? Alın size bir politik risk daha...
Hem de ekonomik en sıkışık olduğu dönemde (1994 ve 2001 krizinin Ocak ve Şubat aylarında başladığını unutmayalım)...
...
Türkiye’nin 2007’de asıl sıkıntısı cumhurbaşkanlığı seçimleridir. Bu seçimler bitene kadar; ya da en azından AKP genel kamuoyuna ters gelmeyecek bir aday açıklayana kadar, piyasalar gerim gerim gerilir !
Her olumsuz haber bine bin katılarak yorumlanır; kimse önünü doğru dürüst göremediği için ne tüketim yapılır ne de üretim ve yatırım kararları alınır.
Herkes İngilizcesi ile “stand by” (bekleme) konumunda gelişmeleri izler.
Hem yatırımcılar ve (işin daha da kötüsü) hem de elinde üç beş kuruşu bile olsa tüketiciler, “her an bir çalkantı olur” diye, paraları ellerinde nakit bekler...
İşte bütün bu nedenlerden dolayı, AKP’nin bir an önce cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda kararını vermesi ve bu kararı da kamuoyu ile paylaşması gerekir. Her geçen gün, Türkiye’nin reel olarak yüksek faiz ödediği günlere bir 24 saatin daha eklenmesinden başka bir işe yaramaz...
Eğer AKP yönetimi kendi amaçlarını ülkeye zorlamayı değil de ülkenin geleceğini düşünmeyi seçerlerse, genel kamuoyuna ters gelmeyecek bir cumhurbaşkanı adayını bir an önce açıklamalıdırlar...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 17.01.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|