|
|
03 Nisan 2009 Cuma 16:25
|
Yazarlar
|
Artık devleti kullanarak zenginleşmek gibi bir dertleri yoksa: Zenginler Ak parti'ye oy verirler mi?
Bu bir fenomen: Gelir düzeyinin yüksek olduğu semtlerde ya da mahallelerde Ak Parti'ye DAHA AZ OY çıkıyor.
Peki ama neden?
Zenginlerin oy verme eğilimleri, aslında tüm dünyada benzerlik gösteriyor.
Amerika'da da, Avrupa'da da durum bizdeki gibi.
Türkiye'de zenginden kastım, Türkiye ortalamasının üzerinde gelir düzeyine sahip olanlar ve bunun yanında 'iyi bir eğitimi' bulunanlar. (Türkiye standartlarına göre.)
Ya da şöyle diyelim: Evine ayda 10 bin tl ve üzerinde para girenler.
Kavşaklı köprü yaparak ya da fakir fukaraya yardımda bulunarak yukarıdaki tarif ettiğim türden Türk zenginlerinin gönlünü kazanamıyorsunuz.
Türkiye'nin zenginleri, başka politik duyarlılıklar arıyorlar.
Ak Parti'nin de zaten onlara seslenmek, onları yakalamak, partiye çekmek, kendilerine oy verir hale getirmek gibi bir derdi yok.
Ancak HALA devleti kullanarak zenginleşmek isteyen, ilişki ağı kurmak isteyen zenginler ya da zenginlik hırsı bulunan kişiler olduğunu da unutmayalım.
Türkiye'de maalesef zenginleşmek ile 'devletle ilişki kurmak' arasında hatırı sayılır bir ilişki var.
Devlete iş yapabilene, yürü ya kulum deniyor.
Bizim ülkemizde kamunun yaptığı harcamayı hala, hiç bir özel sektör kuruluşu ya da halkın tamamı yapmıyor.
Kamu, ihaleleriyle, alımlarıyla her yıl dünyanın parasını piyasalara sunuyor. Bu da pek çok işadamı için daha da zenginleşme fırsatı anlamına geliyor.
Türkiye'de bu anlamda zenginler arası bir 'bölünme', 'ayrışma' olduğunu ve bu ayrışmanın giderek derinleştiğini ifade etmemiz gerekiyor.
Son yerel seçimler için 'ayrışma', bölünme senaryoları yazanlar, bence bu durumu fazlasıyla küçümsüyor, hatta görmezden geliyor.
Ama sermayedeki, zenginlikteki bu ayrışma, Türkiye'nin geleceği açısından 'laik - anti laik' ayrışmasından daha belirleyici ve daha önemli gibi geliyor bana.
Çünkü 'yolsuzluk' dediğimiz şey hep 'devleti kullanarak zenginleşmek isteyenler' marifetiyle yaratılıyor.
Bugün kamunun yatırımlarıyla yaşam kalitemiz istediğimiz gibi artmıyorsa, birincil derecede sorumlular, 'devlet eliyle zenginleşmekten başka zenginleşme yolu bulamayanlar'.
Paranızı 'lüks şeyler satın almak için kullanırsanız', bunun bir ayıbı yok. Ama paranızı NÜFUZ SAHİBİ olmak için kullanıyorsanız, üstelik o para bir de size 'devlet eliyle aktarılmışsa', ayıpların en büyüğünü yapıyorsunuz demektir ki...
Siyasi partilerimizin sermaye ile ilişkilerini yeniden tarif etmesinin zamanı gelmedi mi sizce?
NEVZAT BASIM
İşkence görmüşler: Allah belasını versin miş o 12 Eylül yönetiminin... Eyvallah! Peki ama sizin hiç mi hatanız yoktu:
12 Eylül Anayasası olmasaydı, bugün İstanbul Boğazı'ndaki kıyı şeridini de, Caddebostan sahilini de, Bakırköy - Yeşilköy - Florya kıyılarını da RÜYAMIZDA BİLE göremezdik.
Kemal Kılıçdaroğlu çoktandır, Deniz Baykal'ın onaylamayacağı şeyleri söyleyip, geri adım atmak zorunda kalıyor.
Yabancı bir dille ibadet eden biz Türklerin en önemli sorunlarından biri de bu: Dualar...
BELÇİKA PKK YÖNETİCİLERİNİ GÖZALTINA ALIP 'MEMNUNİYET' YARATIYOR Kİ, AMERİKA, 'FAZLA ACITMADAN' ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARINI KOMİTEDEN GEÇİREBİLSİN: SİZİN AKLINIZ BUNA EVET DER Mİ?
BAŞBAKANI ÇOK SEVEN, ONU 'ZOR BULUNUR BİR İNSAN OLARAK' DEĞERLENDİRENLERE SESLENMEK İSTİYORUM: ELBETTE, HEPİMİZ İÇİN ÇOK DEĞERLİ İNSANLAR VARDIR. ANCAK BAŞBAKANIN 'GERÇEĞİNİ DE GÖRMEK ZORUNDASINIZ'
|