|
|
22 Ocak 2007 Pazartesi 09:59
|
Yazarlar
|
Malatyalıymış...
O da Malatyalıymış... Ölümünden sonra yaşam öyküsünü okurken öğrendim.
"O da" diye yazdım, çünkü benim hem annem, hem babam, hem de dedelerim ve atalarım da Malatyalıdır. Ama biz Malatya'nın köylerindeniz. Hal bu ki Dink ailesi Malatya'nın içindenmiş.
Aklım Rum ve Musevilere gitmiş olmalı ki Ermenilerin aslen Anadolulu olduğu hepten unutmuşum. Çünkü Türkiye'de Rum ve Museviler çok büyük oranda İstanbul'da yaşarlar(dı). Doğumumdan hemen sonra İstanbul'a geldiğim için, küçüklüğümden itibaren hem Rum, hem Ermeni, hem de Musevi arkadaşlarım olmuştu.
Uzun yıllar Moda'da oturdum. Moda zaten Rumların genelde yaşadığı bir yerdi. Onları yakından tanıma olanağım oldu.
Yirmili yaşlarımda basketbol antrenörlüğü yaparken, bir Musevi Derneğinde küçük çocuklara basketbol eğitmenliği yaptım. Bu sayede de birçok Musevi arkadaşım oldu. Buna karşın Ermenilerle ilişkim sınırlı kaldı.
(Mezunu olmaktan gurur duyduğum) Saint Joseph Lisesinde Ermeni asıllı tek bir sınıf arkadaşımız vardı: Norayk Dıraduryan. Sekiz yıl birlikte okuduk. Norayk sonra doktor oldu. Sanırım uzmanlık eğitimini Fransa'da aldı ve bir daha Türkiye'ye dönmedi. Hala ara sıra da olsa yazışıyoruz.
Gençlik yıllarında birlikte olduğum bir diğer Ermeni arkadaşım da Hayk Aram Bakar'dı. O da Galatasaray Liseliydi. Sanırım o üniversite eğitimini bile Fransa'da aldı. Hala da Fransa'da yaşıyor. ... Hırant Dink cinayetinden sonra düşündüm bunları. Neden hem Norayk, hem de Hayk Aram, bu topraklar atalarının da toprağı olmasına; bu topraklarda doğmalarına; bu topraklarda okumalarına; ilk gençliklerini ve hatta ilk aşklarını bu topraklarda yaşamalarına karşın, yirmili yaşlarda Fransa'ya gitmişlerdi ? Fransa'nın (ya da Avrupa'nın) onlara sunduğu olanak bu kadar mı çekiciydi ? Yoksa artık Türkiye'nin onlar için yaşanamaz bir ülke olduğunu mu düşünüyorlardı ? Ne yazık ki bu soruların yanıtını bilmiyorum. Ama şunu iyi biliyorum, Türkiye her geçen gün çok daha milliyetçi, çok daha hoşgörüsüz, çok daha çok sesliliği sevmeyen, çok daha "bizim gibi olmayana sevmeyen"; ve ne yazık ki çok daha anti demokratik bir ülke oluyor. Sözde benim gibi kendini liberal ve demokrat olarak tanımlayan bir kişinin bile Türkiye'de tek bir Ermeni arkadaşı olmaması; tek bir Rum arkadaşı olmaması; ya da onları bırakın, tek bir homoseksüel arkadaşı bile olmaması sizce başka neyin işareti olabilir ki ? ... Hırant Dink cinayeti ile ilgili bir çok yorum okudunuz ve daha da okuyacaksınız. Bu cinayetin, aslında Türkiye'yi karıştırmak isteyen dış güçlerin bir işi olduğu yorumlarını bile okumaya başladınız. Ya da tam TBMM Kuzey Irak'a müdahaleyi görüşecekken; Ya da tam ABD Senatosunda sözde Ermeni soykırımı tasarısı oylanacakken; Ya da tam A.B ile tam üyelik görüşmelerinde ilk iki müzakere başlığı fiili olarak açılacakken; Ya da ...
Bu cinayet ne kadar kötü bir zamanda olmuştur değil mi ? Aslında kötü olan bu cinayet ya da cinayetin zamanlaması falan değildir. Asıl kötü olan, Türkiye'deki anti demokratik ortamın, hoş görüsüzlüğün, "bizden olmayanın yaşamaması" gerektiği sapıklığının, "ya sev ya terk et" megolomanisinin, Orhan Pamuk gibi, Hırant Dink gibi, Yaşar Kemal gibi, .... figürler, hedefler ve kahramanlar yaratmasıdır. Hırant Dink'i ve diğerlerini hedef yapan, Türkiye'nin hoş görüsüzlüğü ve demokratik düşünce eksikliğidir. Bir demokratik ülkede Hırant kardeşim, sadece iyi bir entelektüel olarak kalırdı. Ama ne yazık ki Türkiye'de simge ve hedef oldu.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul, 22.01.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|