FETÖ'den tutuklanan CHP'li başkan hakkında çarpıcı detay

Hürriyet yazarı Nedim Şener, bugünkü yazısında FETÖ'den tutuklanan CHP'li Urla Belediye Başkanı İbrahim Burak Oğuz'un ifadesine değindi. Gelişmeleri ilk günden beri yakından takip ettiğini belirten Şener, "İfadelerini okuyunca, CHP’lilerin suskunluğunun sebebini biraz olsun anlayabildim." dedi.

Hürriyet yazarı Nedim Şener, bugünkü yazısında FETÖ'den tutuklanan CHP'li Urla Belediye Başkanı İbrahim Burak Oğuz'un ifadesine değindi. Gelişmeleri ilk günden beri yakından takip ettiğini belirten Şener, "İfadelerini okuyunca, CHP’lilerin suskunluğunun sebebini biraz olsun anlayabildim." dedi.

"CHP’li Urla Belediye Başkanı İbrahim Burak Oğuz FETÖ üyeliğinden tutuklandığından beri gelişmeleri yakından takip ediyorum." diyen Nedim Şener,  "Bunun iktidarın muhalefete yönelik “siyasi” bir operasyonu olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Bu nedenle konuya ihtiyatla yaklaşmaya çalıştım. Çünkü İbrahim Burak Oğuz, 2008 yılından itibaren CHP Konak İlçe Örgütü’ne üye olarak kayıtlı, 2011 yılında CHP milletvekili adayı olmuştu. 2019 yılında da Urla’da yüzde 67.5 oy alarak belediye başkanı seçilmişti." ifadelerini kullandı.

 Şener, 'Hapiste unutulan belediye başkanı!' başlıklı yazısına şöyle devam etti:

"Başından beri bana ilginç gelen şeylerden biri, CHP yöneticilerinin tutuklama kararından sonra bir-iki açıklaması dışında, parti teşkilatı ve seçmenlerden önemli bir tepki gelmemesiydi.

Neredeyse Urla halkının yüzde 70’ine yakının oyunu almış CHP’li bir belediye başkanı için ortalığın ayağa kalkması gerekirdi. Evet, CHP’lilerin sessizliği tuhaftı ama İbrahim Burak Oğuz hakkında bir yazı yazmak için savcılıkta ve mahkemede yaptığı savunmayı okumam gerekiyordu. Bir tuhaflık da bu aşamada ortaya çıktı: Normalde savunma ifadelerine gazeteciler avukatlar aracılığıyla çok hızlı ulaşır. Ama Burak Oğuz’un ifadeleri parti üst yönetimi dışında kimseyle paylaşılmıyordu. Üç hafta sonra nihayet Urla Belediye Başkanı Oğuz’un savcılık ve mahkemede yaptığı 31 sayfalık savunma ifadelerine ulaşabildim. İfadelerini okuyunca, CHP’lilerin suskunluğunun sebebini biraz olsun anlayabildim. Suskunluğun sebebi, İbrahim Burak Oğuz’un ifadeleri, hakkındaki delillere verdiği cevaplardı.

FETÖ’CÜ DERNEKLERE ÜYE

İbrahim Burak Oğuz, FETÖ’nün İzmir Genç İşadamları Derneği (İGİD) ile İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi Derneği üyesiydi. İGİD’den 2012’de ayrılmıştı ama İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi Derneği’ne üye olduğunu hatırlamadığını söyledi. İGİD Başkanı ve FETÖ’nün Hatay bölge sorumlusu, aynı zamanda İzmir Demokratik Kongo Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Mehmet Timuroğlu ve diğer FETÖ’cü işadamları ile Yenbu isimli bir şirkete ortak olmuştu. Savcının bu konudaki sorusuna, “Afrika’ya merakımdan ve ilgimden dolayı İGİD’e üye oldum. Bu nedenle ticari amaçlı kurduk” cevabı dikkat çekici. Oğuz’un Bank Asya’da da hesapları tespit edildi.

‘ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ AFRİKA’YA ÖZLEMİM VAR’

AFRİKA’da FETÖ’nün aktif olduğu Kamerun, Demokratik Kongo gibi ülkelere giden Burak Oğuz gerekçesini “Küçüklüğümden beri Afrika’ya karşı bir özlemim ve sevgim vardır. Ben de Afrika ile ilgili bir oluşum içinde olmak istedim” şeklinde ifade etti. Mali müşavir olan İbrahim Burak Oğuz, ayrıca Yunanistan, Avusturya, Balkan ülkeleri ve Rusya Federasyonu ülkelerine seyahat etti. Savcılık, Amerika’da FETÖ elebaşını ziyaret ettiği iddiasını da sordu. Oğuz, 2011’de New York’a gittiğini söylerken, “Fetullah Gülen ile tanışmadım, Amerika’ya gittiğimde sadece New York şehrinde bulundum. Ben tek başıma seyahat etmeyi severim. New York’a da tek başıma gitmiştim, İki-üç gün kaldım, New York’u gezdim, geri geldim” cevabını verdi. İbrahim Burak Oğuz’un FETÖ yöneticisi mahrem imamlarla irtibatı oldukça fazla. Adına kayıtlı tam 27 telefon numarası var. Ev, iş, kızı ve eşi ve kendisinin kullandıkları dışında, adına kayıtlı telefon numaraların tamamına yakını FETÖ’cü mahrem imamlar tarafından kullanılıyor. Bazı FETÖ imamlarına yalnızca telefon hattını, bazılarına ise hem telefon hem de hattı vermiş. Savcılık ifadesinde tüm detaylar yer alıyor. İrtibatta olduğu mahrem imamlardan en önemlisi, 15 Temmuz darbe gecesi Akıncı Üssü’nde bulunan ve o akşam saat 21.00’de Amerika’daki FETÖ elebaşına girişimin başladığını haber veren Hakan Çiçek. FETÖ elebaşının yanındakiler, “Namaz kılıyor” cevabını verdiğinde, “Namazı bozsun, çok önemli” diyen Hakan Çiçek ile 2012 ile 2014 arasında 14 kez görüşmüştü. Deniz Kuvvetleri mahrem yapılanmasında “genel müdür” adı verilen üst düzey örgüt yöneticisi Feyzullah Demirci ile de 2008-2011 arasında 6 kez, Emniyet mahrem imamı Olcay Maleker ile 4, yine Emniyet kadınlar yapılanması mahrem imamı Şükran Biber ile 11 kez görüşme yapmıştı. FETÖ’nün mülki idare amirler yapılanması mahrem imamı Mahmut Akpınar ile de irtibatı vardı. Adına kayıtlı telefon hatlarından birisini FETÖ’nün Hava Kuvvetleri mahrem yapılanması içinde “müdür yardımcısı” tabir edilen mahrem imamlarından Lokman Uçan kullanıyordu. 12 Temmuz 2017’den itibaren Uçan ile 43 arama kaydı tespit edildi. Bunlardan 20’si Uçan’ın firari olarak arandığı 21 Temmuz 2017 sonrası döneme aitti.

FETÖ’NÜN RENKLENDİRMESİNE DİKKAT

FETÖ yapılanmasının perşembe günleri sohbetlerine katılan Melih Camkıran, tanık olarak verdiği ifadesinde 2005-2006 döneminde katıldığı toplantılarda, “Burak Oğuz’un sohbet hocalığı yaptığını” söyledi. Camkıran, “İbrahim Burak Oğuz sohbet hocalığı yaptığı dönemde sohbet grubu olarak Bozyaka’daki Yamanlar Koleji’ne gittik. Orada yine sohbet yaptılar. O sırada Gülen’in odasını bana göstermişlerdi. Daha sonra 2011’de Oğuz’u CHP milletvekili adayı olarak gördüm, çok şaşırdım. FETÖ’de sohbet veren birinin CHP’den aday olması garip gelmişti” diyor.

Burak Oğuz’un bu konuya verdiği cevap şöyle: “Ben 2010 yılları hatta daha eski yıllarda sohbetlerine gittim. Gittiğim yerlerde dini sohbetler verilmiştir. Ben herhangi bir şey anlatmadım. Ancak sorulan bir şey olmuş ise söylemişimdir.”

SÖZ YARGIDA

İbrahim Burak Oğuz hakkındaki gerçek yargılama sonucunda ortaya çıkacak elbette. Benim üzerinde durduğum konu ise FETÖ’nün “renklendirme” taktiği... FETÖ, “renklendirme” taktiği ile tüm siyasi partilere, STK, vakıf, dernek, tarikat ve cemaatlere sızıyor. Urla’da bu yaşandı mı? Aslında geçen yıl ‘Şeytanın Kara Kutusu’ isimli kitabımı herkesi bu konuda uyarmak için yazdım. FETÖ’nün bugün ne yaptığını anlamak isteyenlere okumalarını öneririm."