Atatürk seçilme hakkını kadınlara değil yalnızca başörtüsüz kadınlara verdi

AK Parti’den önce bir kadın olarak eğer dininizin emrettiği şartları yerine getiriyorsanız bu ülkenin nüfus cüzdanını taşımanıza rağmen açık kadınların faydalandığı haklardan faydalanamıyordunuz...

Muhammet Affan Polat muhammetaffan@nethaber.com

AK Parti Milletvekili Özlem Zengin’in AK Parti iktidarından öncesine ilişkin kadın haklarıyla ilgili söylediği sözler, muhalif medyanın ve geri kafalı siyasilerin diline dolandı.

Akılları sıra AK Parti’nin kadın hakları üzerine attığı adımları küçük göstererek, aslında kadın haklarının AK Parti ile değil, Cumhuriyet ile kazanıldığını söylediler.

Mustafa Kemal’in kadınlara verdiği seçme ve seçilme hakkını da buna örnek gösterdiler.

Haklılar…

Mustafa Kemal, kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermiştir. Bu doğrudur.

Fakat hangi kadınlara?

Yalnızca başörtüsüz kadınlara!

Türkiye’de Mustafa Kemal döneminde kadınlara verilen ve devam eden süreçte CHP damarından beslenen vesayet odakları tarafından kadınlara sağlandığı söylenen haklar her zaman ikiye ayrılmıştır:

''Başörtülü kadınlara verilen haklar''

''Başörtüsüz kadınlara verilen haklar''

İtirazı olan varsa buyursun konuşsun yalan mı söylediklerim?

Tamamına yakını Müslüman olan bu ülkede AK Parti iktidarından önce kadınların insan kabul edilmesi için gerekli olan bazı şartlar vardı.

Hatırlasanıza...

Mesela siz üniversite sınavına girmek istiyorsunuz fakat başınızda dininizin emri doğrultusunda taktığınız başörtüsü var.

O halde sistem sizi insan olarak kabul etmiyor. Sizi yok sayıyor ve çarkın dişlileri arasında geleceğinizi karartarak geçmişinizi gereksiz bir yığıntı sayıp oracıkta bırakıyordu.

AK Parti’den önce bir kadın olarak eğer dininizin emrettiği şartları yerine getiriyorsanız bu ülkenin nüfus cüzdanını taşımanıza rağmen açık kadınların faydalandığı haklardan faydalanamıyordunuz.

Bu da alenen şu demek oluyor ki:

‘’Kadın olman yetmez! Seni eşit bir insan olarak kabul etmemiz için başını açman lazım!’’

Böyle bir ortamda kadın adından bahsedebilir misiniz?

Unutmadan!

Bu tavır yalnızca başörtülü kadınlara yapılan bir ayıp değildir.

Aynı zamanda başı açık olan kadınlara da ‘’Seni insan kabul etmemiz ile etmememiz arasında bir adet başörtüsü var.’’ demektir ki bu, kadına kadın olduğundan değil ideolojik bir anlam yüklendiğinden sebep kıymet verildiğini gösteren utanç vesikasıdır.

Geçelim diğer örneklere…

Mesela meclise gireceksiniz değil mi?

Ne diye düşünürsünüz?

Hani o çok övündükleri Kemalist inkılaplar sayesinde, Mustafa Kemal’in getirdiği haklar sayesinde ben de seçilebilirim diye düşünürsünüz öyle değil mi?

Düşünürsünüz ama yalnızca başınız açıksa düşünürsünüz…

Ha! Soracak olan olur belki, bu ülkede kadın siyasetçi yok muydu?

Olmaz olur mu, vardı elbet. İçişleri Bakanı Meral Akşener vardı, Başbakan Tansu Çiller vardı.

Kadın olarak seçilmeniz hakkında herhangi bir sorun yok zaten.

Sorun, dininizin emrettiği gibi başınızı örterek seçilmekte.

Sanırım Mustafa Kemal Paşa bu hürriyeti vermeyi unutmuş, yahut gözden kaçırmış…!

Zira bu ülkede hür ve özgür bir kadın olmak, vatandaş muamelesi görmek için hiçbir zaman yeterli görülmedi.

AK Parti’den önce devlet kadına, ‘’Sen, benim için başını açarsan, Allah’ın emrinden vazgeçersen insansın ve hak verilmeye layıksın. Yoksa okul da okuyamaz, meclise de giremezsin!’’ diye bir nara atıyordu.

Eh…

Atmasa da vicdansız faşistler, tek suçu(!) meclise başörtülü girmek olan kadınlara sanki hırsızlık yapmış gibi sanki ihanet etmiş gibi ‘’Bu kadına haddini bildirin!’’ diye haykırarak kadın haklarına olan ulvi saygısını dile getiriyordu...(!)

AK Parti’den önce başörtülü bir kadına yapılan bu rezil kepaze uygulama yalnızca başörtülü kadınları değil bütünüyle kadın kimliğini rencide ediyordu.

Bitti mi? Bitmedi…

Çalışmış çabalamışsınız. Gecenizi gündüzünüze katmışsınız. Doğduğunuz, büyüdüğünüz topraklarda okumak için mürekkep yalamışsınız.

Tüm zorluklara, ikna odalarına rağmen sınavlara girmiş, üniversite kazanmışsınız.

Tam okuldan içeri adım atacaksınız karşınıza faşist dünyadan kalmış kocaman bir duvar dikiliyor.

Giremezsiniz!

Neden? Ben bu ülkenin bir vatandaşı değil miyim? Bu benim en doğal hakkım. Ben de tıpkı ötekiler gibi bir kadın, bir insanım…

Cevap yine aynı…

‘’Hayır! Sen, bu ülkede yaşayan bir kadın olabilirsin fakat bizim istediğimiz kılığa girersen insan muamelesi görebilirsin. Aksi takdirde ötekilerin haklarına erişemezsin!’’

Daha sayayım mı?

AK Parti’den önce annelerin kınalayıp askere gönderdiklerini oğullarının yemin törenine giremeyişlerinden bahsedeyim mi?

Kalsın… Kanımca bu kadarı kafi.

Özetle AK Parti’den önce kadınlar, başörtülü ve başörtüsüz olarak ikiye bölünüyordu bu memlekette. Başındaki örtüyü açarsan insan kabul ediliyordun. Aksi takdirde devlet nezdinde odun parçasından farkın yoktu.

AK Parti'den önce Türkiye'de başörtülü kadına yapılanların gölgesinde apaçık kadın kimliği ayaklar altına alınıyordu.

Ne özgürlük ama…