Heykel dikmek varken otomobil üretmek mi?

Başta Messi’nin hikayesini anlatmıştım ya hani, işte tam da öyle bir durum çıktı ortaya. Erdoğan döneminde üretilen yerli ve milli projelere Türk medyası dahi yetişemiyor. Artık o kadar sıradanlaştı ki duyunca şaşırmıyoruz bile…

Muhammet Affan Polat muhammetaffan@nethaber.com

Futbolla az çok ilgilenenler Ballon d’or denen büyük ödülü illaki duymuşlardır. Duymayanlar için kısaca özetleyeyim. Ballon d’or Fransızca bir kelime ve ‘altın top’ anlamına geliyor. Ödül 1956 yılından beridir senenin sonunda Avrupa’da forma giyen yılın en iyi futbolcusuna veriliyor.

Futbola uzak yakın herkesin tanıdığı Barcelona’da forma giyen Arjantinli yıldız Lionnel Messi, bir kere alanın tarihe geçtiği Ballon d’Or ödülünü tam altı kez kazandı.

Messi ödülü ilk kez 2009 tarihinde kazandığında bütün futbolseverler yepyeni bir yıldızın doğuşunu şaşkın gözlerle izliyordu. İkinci kez aldığında ise şaşkınlık artık yerini hayranlığa bırakmıştı.

Üç, dört, beş derken Messi, bütün futbolcuların evlerinin en güzel köşesinde bir kez olsun görmek istedikleri ödülden kendine muazzam bir müze yaptı.

Messi’nin, son olarak 2019’un Aralık ayında altıncı kez Ballon d’Or ödülünü kazanması, bırakın şaşkınlık uyandırmayı neredeyse haber değerini bile kaybetmeye başladı.

Artık kimse Messi’nin, kariyeri boyunca bir tane bile alanın ismini tarihe altın harflerle yazdırdığı ödülü kazanmasına şaşırmıyor, heyecanlanmıyor hatta diğer adayların adını bile merak etmiyor…

Tabiri caizse adam çıtayı öyle bir seviyeye çıkardı ki ‘başarı’ kavramının sözlük manasını değiştirseler yeridir.

Bu durumu görünce ister istemez Erdoğan’ın siyasi kariyeri geldi aklıma. Erdoğan’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilerek ilk zaferini kazandığında herkes yepyeni bir liderin doğuşunu şaşkın gözlerle izliyordu.

Bu şehre yaptığı hizmetlerle İstanbul, sokaklarında gezenin lanet okuduğu bir yer olmaktan çıkarak yaşanabilir bir yer haline geldi.

Bu, Erdoğan’ın ilk başarısıydı. Devam eden süreçte Erdoğan, AK Parti ile girdiği ilk seçimden de zaferle ayrılınca, milletin üzerindeki şaşkınlık yerini hayranlığa bırakmaya başladı.

Üç, dört, beş derken Erdoğan girdiği 14 seçimin tamamında birinci seçildi.

Ardından onlarca dev proje tek tek hayata geçirilmeye başlandı...

Marmaray, Avrasya, Osman Gazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, metro hatları, hızlı trenler, açılan onlarca üniversite, şehir hastaneleri…

‘’Aman canım sizde sürekli yapılan yollarla övünüyorsunuz?’’ diyenler biraz sabrederseler devam edeceğim…

Bunlar ilk akla gelenler. Sokakta kime sorsanız belki de ilk bunları sayar size. Fakat bu buz dağının sadece görünen yüzü. Gelin sizi görünmeyen yüzüyle de tanıştırayım...

Yıllarca İsrail’den dilendiğimiz Heron’lardan çok daha kaliteli İHA ve SİHA’lar üretildi. Türkiye hava sahasındaki hürriyetine yavaş yavaş kavuşmaya başladı.

MPT-76 isimli Milli Piyade Tüfeği Mehmetçik’in emrine teslim edildi. Türkiye bu silahlar sayesinde herhangi bir operasyona başlayacağı zaman ‘’Acaba bize silah verirler mi? Yarı yolda kalmayalım…’’ derdinden ilelebet kurtulmuş oldu.

Alçak irtifa hava savunma sistemi olan Hisar-A’nın üretimi zaten bitmişti seri üretim aşamasına gelindi. Korkut, hava savunma sistemi envantere eklendi.

2019’da yüksek irtifada en uzun havada kalış süresi sınıflandırmasında Türkiye’yi dünyadaki en iyi dört ülkenin içerisine dahil eden TİHA (Akıncı Taaruzi İnsansız Hava Aracı) üretildi.

Kim mi üretti? Muhalefetin kendine düşman bellediği BAYRAKTAR üretti…

Yerli ve milli savaş helikopterimiz ATAK üretildi. Yeni teslimatlarla sayısı tam 55 oldu.

Gökbey isimli helikopterin sertifikasyonu tamamlandı. Yeni Tip Denizaltı Projesi’nin ilk denizaltısı Piri Reis’in üretimi tamamlandı.

Bozdoğan ve Gökdoğan isimli iç ve dış görüş ötesi füzelerinin atış testleri başarıyla tamamlandı. TÜBİTAK tarafından tasarlanan milli lazer silahı Armol TSK’nın envanterine girdi.

Elektromanyetik top silahları, İHA önleyici sistemler, Genel Maksatlı Helikopter motorları, Altay tankı ve onun yerli-milli motoru, Paris Airshow’da sergilenen TFX 5. Nesil savaş uçağı örneği, ilk 4 çarpı 4 pick up kara aracı ki motoru da yüzde yüz yerli ve milli olarak üretildi…

İnanın bana çok uzun olmasın diye yazdıktan sonra sildiğim onlarca yerli ve milli proje var. Meraklıları Süleyman Özışık’ın 30.12.2019 tarihli Türkiye Gazetesi’nde yayınlanan yazısında detaylı bilgiye ulaşabilirler.

Velhasılıkelam…

Başta Messi’nin hikayesini anlatmıştım ya hani, işte tam da öyle bir durum çıktı ortaya. Erdoğan döneminde üretilen yerli ve milli projelere Türk medyası dahi yetişemiyor. Artık o kadar sıradanlaştı ki duyunca şaşırmıyoruz bile…

Hadi biz alıştığımız için şaşırmıyoruz…

Bazıları da var ki Türkiye’nin 60 yıllık hayali yerli otomobil için ‘pilli araba’ deyip küçümseyerek bir halt yediklerini sanıyorlar.

Bunlar da mı yerli ve milli projelere alıştığından böyle diyor acaba?

Yok canım keşke…

Bunlar elektrikli arabaya harcanan parayla üç beş bin daha fazla heykel dikilmediği için sitem ediyorlar. 

Neyse artık, madem yerli arabayla memnun edemedik biz de TOGG'un bir heykelini yapar göndeririz kendilerine...

Ne diyorsunuz o zaman sevinirler mi acep?