AK Parti neyi hesap edemedi?

Hikâye bu ya, kaplumbağaya sormuşlar: “Buradan Kızılay’a kaç günde gidersin?” Orası neresi bilmiyorum ama hedef Kızılay olduğuna göre Ankara’da bir yer olsa gerek.

Cengiz Gülaç cengizgulac@nethaber.com

Kaplumbağa cevap vermiş:

            “Yağmuru, çamuru, rüzgârı, inişleri, yokuşları hesap edince üç günde gidilir ama ben altı günde giderim.

            Hesaptaki garanticiliğe baktığımızda kaplumbağanın memur olduğunu anlıyoruz!

            Kaplumbağa yola koyulmuş. Altı gün geçmiş ama kaplumbağa ortada yok. Aramışlar, taramışlar, sonunda bizim azimli kaplumbağayı gideceği mesafenin tam ortasında bulmuşlar.

            “Hayırdır, o kadar hesap kitap yaptın. Üç günlük yola altı gün istedin ama halen daha yolun ortasındasın.” diye hafif alaycı bir üslupla kaplumbağaya gecikme sebebini sormuşlar.

            Ana muhalefetin lideri gibi kötü bir hesap uzmanı sandığınız kaplumbağa cevabı patlatmış:

            “Yağmuru, çamuru, rüzgârı, inişleri, yokuşları hesap ettim de, mahallenin p.çlerini hesap edemedim! Ne zaman ileri gitsem hep ters yöne çevirdiler…

*****

            Malumunuz, bugünlerin moda konusu Ak Parti’nin 2012 öncesine dönüp dönmeyeceği, reformların yapılıp yapılmayacağı…

            Hani şu kişisel nefretlerinin esiri olmuş birilerinin sürekli sahiplenmeye çalıştığı, Ak Parti’nin “Asrısaadeti” diye bilinen 2002-2012 arası dönem var ya, o döneme dönme niyetinden bahsediyorum.

            Muhalefet de Ak Parti’yi; “2012 sonrası da sizin döneminiz değil mi, madem öyle bugüne kadar neden reformları yapmadınız?” diye eleştiriyor.

            Allah var, Ak Parti’nin en parlak dönemi 2002 ile 2012 arası olan dönemdir. Yaklaşık on yıl çok başarılı olan, hayal bile edilemeyen reformları yapan Ak Parti acaba devamında neyi hesap edemedi?

            Kaplumbağa hangi hataya düştüyse Ak Parti de aynı hataya düştü.

Ak Parti;

            Gezicilerin ayaklanıp ortalığı yakıp yıkacağını, ülkeyi iç savaşın eşiğine getireceğini hesap edemedi.

            Fetullah’ın 17/25 Aralık yargı darbesini yapacağını hesap edemedi.

            Kobani kalkışmasında 53 insanın öldürüleceğini, ülkenin doğusunun savaş alanına çevrileceğini hesap edemedi.

            Ülkeye huzur gelsin diye yapılan açılım sürecinde o kadar emek verilmişken, hendek savaşlarının çıkacağını, PKK’nın yine, yeniden kan dökeceğini hesap edemedi.

            FETÖ’nün itlerinin darbeye kalkışacağını hesap edemedi.

            Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Yunanistan, Ermenistan,… Ve daha çoğunu saymıyorum bile.

            Ak Parti her şeyi hesap etmişti de mahallenin p.çlerini hesap edemedi!

KİMSENİN DİKKATİNİ ÇEKMEDİ

            Geçtiğimiz hafta Haber Türk’e konuk olan Bülent Arınç’ın sözleri hakkında konuşmayanı beyzbol sopasıyla dövüyorlar!

            Arınç’ın programda dile getirdiği;

            Temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi,

            Yargıya güvenin artırılması,

            Yargıçların vicdanıyla karar vermesi gerektiği,

            Hâkim/savcı kalitesinin arttırılması gerektiği,

            Asıl olanın tutuksuz yargılama olduğu,

            Zanla, hisle, kanaatle iddianame yazılmaması, karar verilmemesi gerektiği…

            Gibi konuların altına katmerlileriyle birlikte imzamı atarım. Hiç sıkıntı yok.

            Bu saydığım değerler üzerinden değil de daha çok Arınç’ın, Selahattin Demirtaş’la Osman Kavala güzellemeleri üzerine kavga çıktı.

            Bu konuda söylenmemiş söz kalmadığı için fikir beyan etmek istemiyorum. Ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arınç’ın Demirtaş ve Kavala aşkını şiddetle reddetti. Ben sadece çok kısa şunu söyleyip asıl konuma dönmek istiyorum.

            Ben terörist de sevmiyorum ajan da!

            O programda Bülent Arınç’ın şu sözleri gözden kaçtı:

            “Artık adaleti yüksek sesle istiyoruz. Bunu kim talep ederse haklıdır, bu kararları veren insanlar sorumluluk alsınlar. Bu sorumluluğun dışında hareket ederlerse ben onlara çok uzak olmayan bir geçmişte yaşananları söylerim. Ergenekon davaları da böyleydi. Ama şimdi o Ergenekon’da karar veren hâkim ve savcıların nerede, hangi durumda olduklarına bakın lütfen!

            Sayın Arınç;

            “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diye haz çığlıkları attığınız zaman Ergenekon davalarına bakan hâkim ve savcılara bugünkü akıbetlerini hatırlatmış olsaydınız belki şimdiki uyarınızın bir kıymeti olurdu!

            Neyse, bu kısma girersek çıkamayız!

            Tekraren Sayın Arınç, siz;

            FETÖ’cüler için cübbenizi yeniden giymek isterken,

            KHK’lar için facia derken,

            Pompacılar üzerinden acıklı FETÖ hikayeleri anlatırken,…

            Adalet sistemimize ilişkin tüm itirazlarımızı şerh düştükten sonra, tüm eksiklerine rağmen, o hâkim ve savcılar;

İleride başımıza ne gelir demeden,

Gün gelir “bize ahmak diyebilirsiniz” deyip nasıl olsa yırtarız demeden,

Veya damatlık hukukundan yırtan FETÖ’cü damatlar gibi kayınbabamız bizi kurtarır demeden…

            Aslanlar gibi bu ülkenin bağırsaklarını temizlediler, temizlemeye de devam ediyorlar!

            Belki sizin gibi özgül ağırlığımız yok ama Ergenekon davalarının tetikçisi hâkim ve savcıların bugün tutuklanmasını FETÖ ile mücadele eden insanlara örnek göstermenin ne demek olduğunu anlayacak zekâya sahibiz!

            Hadi niyet okumayalım ama en hafif ifadeyle ayıp oluyor!