Geri zekalı deyince de kızıyorlar!

Sevgili okur, hani “Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır. Doğrusunu ancak Allah bilir.” ayetinin hikmeti tuğla gibi üzerimizde duruyor ya, korona günlerinde ben bu ayetin hikmetiyle bir kez daha şereflendim!

Cengiz Gülaç cengizgulac@nethaber.com

Maske, mesafe, hijyen üçlemesinin yeni dünya düzeni olarak kabul edildiği korona şerrinde beni en çok mutlu eden şey birçok tartışma programında bazı katılımcıların sosyal mesafe kuralına göre saçmalıyor olmalarıydı!

            Bir grup var, sürekli birbirlerine bağırıyorlar!

            Zinhar birbirlerini dinlemiyorlar. Tartışılan meseleye ilişkin herhangi bir okumaya dayalı fikri olan neredeyse yok.

            En komik olan gazeteci modeliyse, CHP’de siyaset yapıp karşısındakilerini yandaşlıkla suçlayanlar. En çok da bu gruba giren çakma vicdanlılara gülüyorum!

            Tamam, kabul ediyorum. Muhalif olmanın her zaman bir gideri vardır. Mesela kişi başına gelir 100 bin dolar olsa, neden 110 bin dolar değil dersin ve izleyici nezdinde vatandaşın hakkını savunan dürüst gazeteci imajı çizebilirsin.

            Aslında iktidarı eleştirmek kolaydır. Zira her iktidarın muhakkak eleştirecek yönleri vardır. Bundan daha doğal bir şey de olamaz…

            İktidarı, iktidara yakın olan insanları eleştirme kolaylığı dururken yalan söyleyende, toplumun herhangi bir değeriyle ilgisi olmayıp sadece dezenformasyon yapanında ahlakın zerresi yoktur!

            Son bir haftada yaşadığımız üç basit örnek üzerinden bazı insanların ahlak seviyesini anlatmak istiyorum…

            Türkiye Gazetesi’nde yazan Sayın Osman Ünlü “Namaz kılmak, kalplere şifadır” başlıklı yazısında şöyle demişti:

            “İnsanda iki türlü kalp vardır. Birisi, bildiğimiz, göğsümüzdeki et parçasıdır. Buna Yürek denmektedir. İkincisi, bu et parçasında bulunan bir kuvvettir ki, buna da Gönül denmektedir. Din kitaplarında bildirilen kalp, bu gönüldür.  İnanmak ve inanmamak, muhabbet, sevgi ve düşmanlık bu kalpte olur. Günah işleyenin kalbi hasta olur. Günahın büyüklüğüne göre, hastalık hafif veya ağır olur. Kalp hasta olunca, ibadet yapmak güç olur. Kalp hastalığının birinci ilacı, tövbe ve istiğfardır.

            Vasatın altında bir zekâsıyla “kalbinde” imanın zerresini taşıyan herkes Osman Bey’in neyi anlatmak istediğini kolayca anlar! Yok canım, sadece Türkçeyi bilmek de yeter derseniz, itiraz etmem!

            Gelin görün ki bizim ilerici, çağdaş, ulusalcı Kemalist kırması devrimci artığı Cumhuriyet Gazetesi Osman Bey’in yazısını şöyle vermiş:

            “Dinci yazar kalp hastalıklarını günah işlemeye bağladı.

            Şöyle yapalım, önce siz bir 5 dakika gülün! Sonra yazıya devam edersiniz!

            ………………………………………………..!

            5 dakika yeter yahu! Toparlanalım…

            Osman Bey’i dinci yazar diye tanımlayanlara “dinsiz paçavra” demek bana yakışmayacağından, ben kendilerine kısaca “Ulusalcı Kemalist kırması faşist devrimci artığı çakma ilerici aydın takılan geri zekalılar” diye hitap etmek!......

            Yok yok. Direkt geri zekâlılar desem siz anlarsınız!

            Sevgili geri zekâlılar,

            Çok merak ediyorum, acaba güzel Türkçemizde “kalp” ile ilgili bulunan deyim ve atasözlerinden ne anlıyorsunuz?

            Bakınız, nerenizle düşünüyorsunuz diye sormadım!

            Misal:

            “Kalp ağrısı, kalp kırmak, kalbe dokunmak, kalbi sıcak, kalbi temiz, kalbe girmek, kalp kazanmak, kalpleri bir olmak…” (Bunlara deyim denir geri zekâlılar, sakın kalbinizi deterjanla falan yıkamaya kalkmayın!)

            “Kalp kalbe karşıdır. Kalpten kalbe yol vardır.” (Bunlara da atasözü denir. Kalpten kalbe yapılan yol ihalelerini araştırmaya kalkmayın!)

            Bu arkadaşlar “sakla samanı gelir zamanı” atasözünü duyunca kendilerini sığır gibi mi görüyorlar acaba, çok merak ettim!

            Tabi Sayın Osman Ünlü kibar, beyefendi birisi olduğu için geri zekâlıların seviyesine inmedi!

            Yok canım, ben de kibar birisiyimdir de, bu geri zekalılar benim uzmanlık alanım! Bir de bunlarla kafa bulmayı çok seviyorum!

                                                             *****

            Oda Tv denen “karanlık dimağı” duymuşsunuzdur. Geçtiğimiz Hafta Elazığ Belediye Başkanı Sayın Şahin Şerifoğulları korona virüs tespitinin pozitif çıktığını ve evde istirahat ettiğini açıkladı.

            Oda Tv haber yapmış:

            “Ayasofya’ya katılmıştı. Korona virüse yakalandığını açıkladı.

            Başkanın Ayasofya’da cuma namazı kılmasıyla korona testinin pozitif çıkması arasında neredeyse 15 günlük bir zaman var.

            Oda’nın zekâ seviyesi hakkında yorum yapalım mı?

            Tamam, haklısınız!

            Ayasofya kararını eleştirseler, cami olmasın deseler, insanlar cumaya gitmesin deseler… Vallahi saygı duyarım. Fikirdir, tartışırız, nasıl olsa bir sonuca varırız. Emin olun acılarına saygı duyarım!

            Kolay mı? 86 yıl sonra adamın birisi çıkıp öyle bir!.. Neyse!

            Sayın Başkan’ın korona testi pozitif çıkınca “karanlık dimağın” verdiği haber bu kadarıyla kalsa neyse.

            Adamlar üşenmemişler, başkan kiminle oturmuşsa, araştırmışlar. Ve bir haber daha yapmışlar:

            “Sosyal mesafe diyen Mehmet Ağar’ın oğlu korona çıkan AKP’li başkanla böyle poz verdi

            Haberciliğin altın kuralını biliyorsunuzdur. 5N 1K.

            5N’den birisi “ne zaman” sorusudur. Poz verdi denen fotoğrafın çekilme tarihi kurban bayramı arifesi. Peki Başkanın korona testinin pozitif çıkmasının tarihi ne zaman? Kurban bayramından bir hafta sonra!

            Korona testi pozitif çıkan birisiyle bir hafta önce oturmayı eleştirenleri muhatap alıp, birkaç bin tane beyin hücremizi zayi etmek doğru değil diyenlere saygı duyarım! Çok fazla üstüme gelmeyin!

            Son bir hafta içinde özel sebepler yüzünden dikkatimi çeken üç tane ibretlik haberi sizlerle paylaştım.

            Şimdi söyler misiniz, sürekli birilerine yandaş deyip bize dürüstlük taslayan bu insanların ahlakla ve zekâyla ilişkileri ne düzeydedir acaba?

                                                 *****

            Cengiz: Sakla samanı gelir zamanı.

            Cumhuriyet: Möööööööööö!