Meral Akşener neden komik değil?

Tamam, hiç itirazım yok. Kimse kimseye hakaret etmesin… Tamam, hiç itirazım yok. Siyasiler kavgalarla, birbirilerine ağır ithamlarla gündem olmasın…

Cengiz Gülaç cengizgulac@nethaber.com

Tamam, hiç itirazım yok. Kimse kimseye hakaret etmesin…

            Tamam, hiç itirazım yok. Siyasiler kavgalarla, birbirilerine ağır ithamlarla gündem olmasın…

            Tamam, hiç itirazım yok. Dozunda mizah hayatın her alanında yaşam felsefemiz olsun…

            Ancak siyasetin bazen ciddiyet gerektiğini de kabul etmeliyiz.

            Ancak dozunda yapılmayan mizahın sululukla karışabileceğini de görmeliyiz…

            Tüm bu izahtan muradım şudur ki artık birileri Meral Akşener Hanımefendi’ye lütfen komik olmadığını söylesin!

            Meral Hanım’ın mizah anlayışına ilişkin hükmümü seçim zamanı meydanlarda “vivivivivi” diye anlamsız bir taklit girişiminde bulunmasıyla vermiştim ve de Meral Akşener mizahı konusunda tesellim düşmüştü!

            Artık Meral Hanım’a kim “Çok komiksiniz! İyi de prim yapıyorsunuz!” dediyse hiç durmuyor! Öyle ki hemen hemen her konuda bir stendapçı gibi davranıyor!

            Nerdeyse Cem Yılmaz Meral Hanım’dan çok daha ciddi duruyor diyeceğim ama mübalağa sanatını mübalağalı bir şekilde kullanmaktan korkuyorum!

            En son Sayın Devlet Bahçeli Meral Hanım’a bir çağrıda bulundu ve şöyle dedi:

            “Kısa süre içinde evine dönmesi doğru bir davranış olacaktır.”

            MHP tarihini az biraz bilen, ülkücüleri az biraz tanıyan herkes bilir ki ülkücü hareketin evi “Üç Hilalin” altıdır. Yine ülkücü camiayı az biraz bilen herkes bilir ki ister İP’ye oy versin, ister herhangi bir sebeple başka bir partiye oy versin, her ülkücü sandığa gittiğinde o üç hilali gördüğünde içi burkulur, bir gün partisine dönmeyi hayal eder.

            Ülkemizde sayısız parti gelip geçti. Çoğunun amblemini bile hatırlamıyoruz. Ancak kabul edelim ki siyasi partiler tarihimizde “6 ok ve üç hilal” amblemleri seçmenleri için özel bir yer teşkil eder.

            Birçok partide kariyer yaptıktan sonra Meral Hanımın ülkücülüğünü kamuoyu MHP’de tanıdı. Meral Hanım’ın geç tanıştığımız ülkücülüğü üç hilali bölen olarak ortaya çıktığı için ülkücülerin üç hilalin altını yuva kabul etmesini anlamıyor veya bilmiyor olabilir!

            Devlet Bey’in gayet ciddi bir üslupla yaptığı daveti Meral Hanım tabii ki kabul etmek zorunda değildir. Kendisine yakışan, nezaket çerçevesinde cevap vermesiydi. Davete verdiği cevap belki komik değildi ama zorlama mizah çabasının trajikomik olduğunu söylemeliyim!

            Meral Hanım davete şöyle cevap verdi:

            “Fakat bir kez daha söyleyeyim; Sayın Erdoğan lütfen ortağınızı üzerimize sardırmaktan alın, yeterli ilgiyi gösterin lütfen.”

            Belli ki Meral Hanım’ın ortağı CHP, HDP’ye gösterdiği ilgiden İP’lileri mahrum etmiyor! Bu sebepledir ki Meral Hanım herhangi bir kıskançlık göstermiyor veya ilgiye ihtiyacı kalmıyor!

            Özetle…

            Sayın Akşener,

            İflah olmaz bir mizah fedaisi olarak şunu söyleyeyim ki komik değilsiniz! Valla! Sizi temin ederim ki öyle olsa en azından ben anlardım! Zorlama mizahta ısrarcı olmayın derim ama yine de siz bilirsiniz!..

                  MUHARREM İNCE KİŞİSEL DE DİĞERLERİ İLKESEL Mİ?

            Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yine/yeniden muazzam bir zaferiyle sonuçlanan CHP’nin kurultayında tuvaletin yanında oturtulan Sayın Muharrem İnce’nin yeni bir parti kuracağı iddia ediliyor!

            Konuşulanlara bakınca meselenin iddianın ötesine geçtiğini söyleyebiliriz. Zamanla bazı şeyler daha da netleşecektir.

            İnce’nin yeni bir parti kuracağının konuşulmaya başlamasıyla kafama takılan bazı kıyaslamaları sizlerle paylaşmak istiyorum.

            18 yıldır Ak Parti’nin karşısında girdiği her seçimi kaybetmiş CHP’de, merhum Bülent Ecevit’ten sonra CHP tarihinde cumhurbaşkanlığı seçiminde %30’la en yüksek oyu almış Muharrem İnce’nin kişisel sebeplerle yeni parti kuracağını söyleyenler, 18 yıldır girdiği her seçimi kazanan bir partiden ayrılan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun ilkeler/değerler üzerinden ideolojik temeli olan yeni partileri kurduklarını iddia ediyorlar!

            Önermelerin saçmalığı o kadar teferruatlı ki meseleyi köşe uzunluğundaki bir cümleyle ancak izah edebiliyoruz!

            Dediğim gibi, Sayın İnce’nin yeni bir parti kurup kurmayacağını bilemem ama bildiğim şu ki İnce bir dahaki seçimde kesinlikle CHP’den cumhurbaşkanı adayı olmayacak. Sayın Kılıçdaroğlu zaten aday olmayacak! CHP Genel Başkanlığı dururken kim ne yapsın cumhurbaşkanlığını!

            Artık Kılıçdaroğlu dostlarıyla, yapacağı istişarenin sonunda, yeni bir Ekmeleddin İhsanoğlu vakası mı yaşar, Meral Hanımı ikna ederse Abdullah Gülü mü aday gösterir, onu da zaman gösterecek!

            Abdullah Bey’in ne düşündüğünü de zamanı geldiğinde bir cuma namazı çıkışı nasıl olsa öğreniriz!

            Bize de o güne kadar bol bol kelime israf emek düşecek!