Bu, makamın marizine kaydırmak

Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduktan sonra, İstanbul için, İstanbullu için, partisi için, kendisini destekleyenler için neler yaptı? Makamın büyüklüğü dikkate alındığında, vaatlere göz atıldığında, potansiyel yapılabilecekler incelendiğinde, kocaman bir hiç.

Kazım Köse kazimkose@nethaber.com

Belli ki, İstanbullunun gönlü size kaymış.

 Helal olsun, kazandınız.

 Belli ki, sizin gönlünüzde Beştepeye kayıyor.

Helal olsun, buda hakkınız.

Ama Elazığ depremzedelerine yaptığınız kuş uçuşu ziyaretin hemen ardından, gönlünüzün Erzurum’da kaymaya kayması hiç de hakkınız değil.

Hatta haddiniz de olmamalı.

Çünkü siz, ortalama bir Türk vatandaşı değilsiniz.

Siz, İstanbul gibi dünya incisi bir şehrin seçilmiş belediye başkanısınız.

Size kendi partiniz CHP dahil bir çok partiden insanlar oy vererek, sizi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçtiler.

Size itibarlı bir makamı emanet ettiler.

Babasının şirketinde çalışan Ekrem İmamoğlu yapsaydı lafım olmazdı fakat, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na lafım olur.

Ne mi lafım?

Davranışınız, resmen resmi bir makamın marizine kaydırmaktan başka bir şey değil.

Hakkınızda olumlu görüş açıklayan ilk insanlardan biriside benim.

1 Nisan'ın Sabah saatlerinde, yaklaşık 5 gibiydi, sanırım Türk solu bir lider kazanıyor, şeklinde paylaşımım olmuştu.

31 Mart’a kadar gerçekten de güzel bir siyasi çalışma yapmıştınız.

İstanbul’un küçük bir İlçesinin, Türkiye tarafından tanınmayan CHP’li belediye başkanı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oluyordu.

 Hem de çok gençtiniz.

Türk solu başka ne dilesin?

İşte genç, dinamik, siyasi tanınırlığa İBB Başkanı olarak başlamış bir Karadeniz uşağı.

Üstelik mizaçta Karadeniz gibi hırçın değil, Akdeniz benzeri sakin.

Başka söylemle, CHP daha ne istesin ki, işte sana, dokuz seçim kaybetmiş, bu rakam girilen bütün seçimlere denk geliyor, genel başkanlığa kaset paraşütüyle tepeden inmiş zati muhteremin yerine gelecek taze kan.

Ama, kazın ayağı öyle olmadı.

Bakın, Nisan - Haziran arası ile ilgili de bir çok  şey yazabilirim fakat, o kısmı çok fazla derdim değil.

Adam iletişimin faulü faulsüz bütün tekniklerini kullanıp kazanmış, der geçerim. Zaten amaç kazanmak değil mi?

Evet kazanmak.

O zaman, istisnalar hariç, kazanmaya giden yolun nereden geçtiğinin çokta anlamı yoktur.

Sonunda kazandınız.

Allah çok az kuluna nasip edeceği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi bir makamı size nasip etmiş.

Belki, yine çok az kuluna nasip edeceği başka görevleri de nasip edecek.

Tamam nasibin kısmetin önüne geçilmez fakat, siz bunların önüne geçmek için elinizden geleni ardınıza koymuyorsunuz.

Şu soruyu size ve size oy veren bütün İstanbul’a soruyorum.

Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduktan sonra, İstanbul için, İstanbullu için, partisi için, kendisini destekleyenler için neler yaptı?

Ben cevaplayayım...

Makamın büyüklüğü dikkate alındığında, vaatlere göz atıldığında, potansiyel yapılabilecekler incelendiğinde, kocaman bir hiç.

Ya şehri eminliğiniz süresince akla kalanlar neler?

Hatırlatayım...

Daha koltuğunuzu bile Isıtmadan, güneş altında kemiklerinizi ısıtmak için tatile çıktınız.

Tamam, başkan tatildeyken dahi şehrini sel basabilir, bunda sorun yok.

Fakat,  size başkan vekiliniz bile 24 saat ulaşamamış.

Bunu da geçtim, sabah uçağı ile İstanbul’a dönüp akşam uçağıyla kemiklerinizi ısıtmaya devam etmek için tatilinize döndünüz.

Açıklamanızda enteresan, tatil size yakışıyormuş.

Bunlar fazlalık deyip Yenikapı meydanında kiralık oto şov yaptınız.

Başka...

Altunizade metro durağında, Deli Dumrul vari, altın bir çalışmaya imza attınız.

Bitti mi? Hayır.

 Bir düğün davetini öne sürerek, bizim sayemizde o koltuktasınız, diyenlerle yarenlik etmeye koştunuz.

Yetti mi? Yetmedi... 

Temel atmama töreni düzenleyerek, yaprakların sizi can siperhane şekilde alkışlamalarına sebebiyet verdiniz.

Başkaları da var fakat, sıkmamak adına sonlandıracağım. nihayetinde, Kanal İstanbul’u, İstanbul’un corona virüsü ilan ettiniz.

Hem de İstanbul sizden şov değil iş beklerken. 

Son icraatınız ise, size güvenenlerin şaftını kaydıracak cinsten.

Elalem iş başında görsün, kabilinden Elazığ’lı depremzedelere ziyaretinizin ardından Erzurum’a kaymaya koştunuz.

Belki, bana yaz tatili yakıştığı gibi kış tatili de yakışıyor, diyerek mesaj vereceksiniz.

Ama inanın bana, böyle giderse seçmen de size bir şey verecek.

Ne mi?

Süresiz tatil izni.