Ey Yunanistan sana ne söyleyeyim ki!

Öyle ya, senin deyiminle bizdeki, "Nato mermer nato kafalar" kara günde bile BİRLİK olamıyorsa; eğer becerebilirsen, "Elinden geleni ardına koymaman" hakkın...

Kazım Köse kazimkose@nethaber.com


Yunanistan’a seslenip, bakın depremlerimiz dahi ortak, felaketin yarısı sizi vurdu yarısı bizi diyecektim. Sadece bu kadarda değil, bin yıldır yanyana yaşıyoruz, bu coğrafyanın karasında, havasında, denizinde olacak her şey olumlu ya da olumsuz bizim kaderimizdir diyecektim. Ve sonunda da, "Neyi paylaşamıyoruz?" diye soracaktım ama vazgeçtim.

Neden mi? Söyleyeyim...

Çünkü utandım. Öyle ya, daha devleti, bayrağı, toprağı, dini, dili, ırkı bir olan bizler felaketlerde dahi bir olamazken elin Yunan'ına laf söylemek ayıp olurdu.

Boş tenekeyi bilirsiniz. Evinizin önünden geçen hurdacıya verseniz iki tane plastik mandal etmez. O boş tenekeyi merdivenlerden yuvarladığınızda ise, mahalleyi ayağa kaldırır.

İşte benim ülkemin de boş tenekeleri, bütün felaketlerin ardından olduğu gibi ve kendilerinden beklendiği üzere, İzmir depreminin sonrasında da işbaşı yapmışlar.

Bakın benim cahile lafım olmaz. Onlar cahildir dünyayı sadece algılıyabildikleri oranda değerlendiriyorlar. Provakatörlere de sözüm olmaz, onlarda "Kış kışlığını kuş kuşluğunu yapar" misali kendilerine verilen görevi yerine getiriyorlar.

Benim sözüm, okumuş yazmış bireylere. Benim sözüm mevki makam sahibi şahıslara.

Benim sözüm orada burada aydın veya alim kabul edilen insanlara. Bu taife öyle açıklamalara, öyle paylaşımlara imza atıyor ki, gördüğümde içimden asla kaleme alamayacağım ve almayacağım cümleler geçiyor.

Kaleme alamayacaklarımı ve almayacaklarımı elbetteki içimde tutacağım ama şu dini münafıklarla, siyasi münafıklara da bir çift laf etmeden duramayacağım.

Dini münafıklar... Sizler kendinizi ne zannediyorsunuz? Allah’ın elçisi mi? Yoksa devlet mi? Kaldı ki, son ve en büyük peygamber Allah’ın elçisi Hazreti Muhammed SAV'in dahi, görevi tebliğ etmekti.

Devlet olsanız bile size düşen yalnızca herkese kendi dinini yaşama imkanı sunmaktan ibarettir.

Farzedin o insanlar dinsiz, sizene. Farzedin o insanlar dini açıdan yapılmaması gereken her şeyi yapıyorlar, sizi ilgilendiren tarafı ne?

Siz kendi çoluk çocuğunuzla, ailenizle ilgilenin. Allahu Teala, ana ve babaya yapılanlar hariç bütün günahların cezası ahrette verilecek derken, ona buna ceza kesmek sizin ne haddinize.

Bir de, ağır abi kıvamındaki güya akıl sahiplerinin söyledikleri var... Ölünün arkasından kötü konuşulmazmış, fetvasında bulunuyorlar. Çok bilmiş beyler, Kur-an'ı Kerim’in yada Hadisin neresinde ölmemişin arkasından kötü konuşulabileceği yazıyor?

Her şeyi biliyorsunuz da, gıybetin ne olduğunu bilmiyor musunuz?

Kendilerine ruhban kisvesi takanlar, sözüm sizlere, İslamiyette aracı sınıfı yoktur. Herkes kendi dünyası ve ahiretinden sorumludur. Sizler bir şey yapmak istiyorsanız, kendi ahiretinizi kurtarmaya özen gösterin.

Siyasi münafıklar... Dikkatinizi çekerim, siyasetçiler demiyorum siyasi münafıklar diyorum. Siyasetçiler tabii ki kontrollü olmak kaydıyla her şartta siyaset yapabilirler. İşleri de budur zaten. Yapmamaları gereken şey siyasetçilerin alanından çıkıp münafıkların sahasına girmek.

Onlarca zavallı örnekten yalnızca ikisini aktaracağım. TENEKE 1, kanalını bilirsiniz. Onun bir de merdanesi var, o merdane İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘e soruyor...

Sayın başkan kentsel dönüşümü, merkezi yönetim engelledi değil mi?

Uğur abi de öyle diyor. Yani Merdan'ın referansı büyük kanaat önderi Uğur Dündar‘dan. Sayın Yanardağ, aldın mı cevabı. Tunç Soyer’e güzel bir pas çıkarttığını düşünüyordun herhalde.

Ama golü 90’dan kalene yedin.

Gazetecilik mi yapmak istiyorsun? Bu zamana kadar neredeydin?

Madem Ankara’nın, İzmir’in kentsel dönüşümünü engellediğine inanıyordun, belgeleri toparlar, boş teneke gibi boş laf yapma yerine o belgelerle konuşurdun. O zaman da bu halk seni ciddiye alırdı.

CHP’nin sadece kendi ceplerini doldurmasını bilen, çaycılık krallığından petrol krallığına terfi etmiş boş tenekesi Gürsel Tekin'in söylediklerine de bakalım.

Gürsel Tekin bir yerlere bir şey yetiştiriyormuş gibi İzmir depreminin hemen ardından, Bayraklı Kaymakamlığı ve Kızılay binasının yıkıldığını paylaşmış.

Bu kadarda deği Petrol bulmuşçasına eklemiş, "kendi binalarının güvenliğini sağlayamayan devlet,vatandaşının canını nasıl koruyacakmış."

Elbetteki haberler yalandı dolayısıyla da Gürsel Tekinin vaziyeti kurtarma adına atmadığı takla kalmadı.

Gördün mü Gürsel bey, sosyal medyada nasıl dayak yemiş eşekten betere çevrildin... Ki sen eski söylemiyle, bu ülkenin ana muhalefet partisinin önde gelen bir mensubusun.

Trollük sana yakıştı mı?

Egedeki komşu, artık sana sözüm yok.

Öyle ya, senin deyiminle bizdeki, "Nato mermer nato kafalar" kara günde bile BİRLİK olamıyorsa; eğer becerebilirsen, "Elinden geleni ardına koymaman" hakkın...