Macron, Türkiye makaron değil.

Türkiye meselesinde haklı. Artık batının karşısındaki 100 yıl öncesindeki gibi 600 yılın sonunda doğal olarak yaşlanmış Osmanlı değil bir çok konuda, özellikle savunma teknolojilerinde, kendisine yetebilen genç Türkiye var. Sadece bu kadar mı? Hayır tabiki...

Kazım Köse kazimkose@nethaber.com


Bir küçük adamın büyük hayali. Aslında hayal kendisinin de değil osadece hayal perdesinde, başkalarının hayali için oynatılan bir tasvir. Ne mi demek istiyorum? Ayakkabı topuklarıyla bile hesaplandığında boyundan büyük paralar alarak çalıştığı bankaya bakın, o bankaya ismini veren aileyi araştırın çok kolaylıkla tahmin edersiniz. Anladığınız gibi Fransa’nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan söz ediyorum.

Evet bu Macron Doğu Akdeniz’de, birilerinin ellerindeki değeneklerle tehlikeli bir gölge oyununun figüranlığına soyundu.

Bana inanın, sıcak Akdeniz hiç bu kadar sıcak olmamıştı. Yine bana inanın sıcak Akdeniz, yılın en soğuk günlerinde hiç olmadığı kadar sıcak olacak. Sebep mi? Sebep Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının paylaşılması, sebep Türkiye’nin söz konusu coğrafyadaki haklarından faydalanmasının istenmemesi.

Aradan 100 yıl geçti. Anadolu merkezli coğrafya tıpkı 100 yıl öncesinde olduğu gibi yine satranç tahtası. Oyuncuların 100 yıl önceki dertleri toprak altındaki enerji kaynaklarını elinden alıp Osmanlı'yı parçalamaktı. Bugünkü dertleri ise Türkiye’nin su altındaki enerji kaynaklarını elinden alarak, sürekli tokat yedikleri Osmanlı gibi büyük bir devlet olmasını engellemek.

Ne yaptığını çok iyi bilen hainler, beyin kıvrımları düzleşmiş, ne yaptığını bilmeyenler ve omurilik soğanlarıyla düşündüklerinden refleksleriyle davrananlar yazımı itibarsızlaştırmak için, batı bizi kıskanıyor, ezberletilmiş şapşallığıyla eleştireceklerdir.

Olsun, eleştirsinler. Onları, mevcut Türkiye’nin kasasına yalnızca doğu Akdeniz’de 100 milyar $ girdiğinde ülkemizin nerelere gelebileceğini hayal edebiliyor musunuz?

Sorusunu sorarak kendi hallerine bırakacağım.

Gel ki malum çevrenin medya yüzlerinin matematik kapasitelerine bakıldığında, yıllık 100 milyar $’ın Türkiye için ne anlama geleceğini hesap makinesi ile bile hesaplayamayacakları görülüyor.

Evet onlar hesaplayamıyorlar ama başkaları çok rahatlıkla, gramı gramına hesaplamasını biliyor. Batı kervanının, eşek misali öne kattığı Yunanistan biliyor, batı biliyor, Amerika biliyor ve bana göre bütün yaşananların ana aktörü, bizim Rize'de dedikleri gibi, "Sükut deniz" İsrail biliyor.

İşte tam da bu nedenle küresel güç odakları, değeneklerinin ucundaki tasvir Fransa ve kervan eşeği Yunanistan’la Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyor.

İyi de ne olacak Doğu Akdeniz meselesinin sonu?

Hiç şüphe duymayın ki sinir savaşı taaa uçurumun başına kadar, hatta uçurumdan bir miktar sarkmayı da göze alarak devam ettirilecek. Çünkü sıcak Akdeniz yalnız ve yalnız iki sonuca gebe.

Ya Türkiye’nin gelirleri artarken, batının hayalini kurduğu gelirleri azalacak ya da Türkiye hayatını enerji bağımlısı olarak devam ettirirken, batı gelirlerine gelir katacak.

Peki, hangi ihtimalin gerçekleşmesi daha olası?

Dev aynası yansıması yorumlardan uzak kalarak cevaplayayım...

İster sinir savaşının, ister dar çerçeveli çatışmanın, isterse daha büyük boyutlardaki bir savaşın sonunda olsun, kazanan taraf Türkiye olacak.

Neden mi? Söyleyeyim.

Birincisi, Türkiye meselesinde haklı. İkincisi, artık batının karşısındaki 100 yıl öncesindeki gibi 600 yılın sonunda doğal olarak yaşlanmış Osmanlı değil bir çok konuda, özellikle savunma teknolojilerinde, kendisine yetebilen genç Türkiye var.

Sadece bu kadar mı? Hayır.

Ne Yunanistan, ne Fransa, ne de, Yunanistan’a destekten kasıtları asla sizinle savaşırız, olmayan batı, Türkiye ile savaşı göze alabilecek durumda değil. Yunanistan değil, neredeyse nüfusları kadar, 80 milyon asker Türk milletini saymiyorum, profesyonel askerimiz var.

Kaldı ki ne zaman Türkler ile dalaşmışlarsa içerde birbirlerini yemişler.

Örnek mi? Vereyim.

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ve Kıbrıs meselesi sırasında yapılan darbeler. Fransa değil, Batı Akdeniz' den kalkıp Doğu Akdeniz’e geleceği gibi bir de, hem arkasını kollamak zorunda kalacak, hem de, beyaz askerleri hak getire, Afrikalı askerlerini Türkiye’nin üzerine gönderemeyecek.

Ya diğer batı ülkeleri? Şunlara bakın ve siz cevaplayın.

Nüfus yaş ortalamaları 50, kişi başına düşen ortalama gelir yaklaşık 30.000 Euro. Bu yaşlı ve rahata alışmış zengin insanlar, keyiflerine kıyıp binlerce kilometreden kalkıp Türkiye'ye gelecekler. Neden? Onlarca kez pataklanmaları, uyuz olmuş gibi halen genetik hafızalarını kaşırken Türkler'le savaşacaklar.

Yani imkansızın resmi.

Ya uzun menzilli füzeler ve hava saldırıları ne olacak, sorusunu yönelten okurlarım olabilir.

Onlarada şu yanıtı vereyim. Tamam bildiğim kadarıyla şimdilik tek sistem ama

S-400 lerin nedenini, niçinini şimdi anlayabildiniz mi?

Sözüm, kervan önündeki eşek gibi Yunanistan’ı öne süren, bu dünyada ve öbür dünyada hesabı olan gücün değeneği ucundaki figür Macron'a.

Benim milletim Makaron ( İtalyan kökenli Fransız kurabiyesi ) değildir.

Benim milletim en Hâlisinden Türk lokumudur. Yani dikkat etmeyenin boğazına yapışır.