Para, bayrak sonra ne?

Tunç Soyer'den feryadı figan durumu. Montaj, çarpıtma, alıntı yapma var. Sayın başkan, dediklerinizin hiçbiri yok. Sözlerinizde yalnızca tatlı su entellektüelliğinin sığlığı var.

Kazım Köse kazimkose@nethaber.com

Bu soru benim sorum değil. Ama bu soru, bir çok insanın sorusu.

Bir çok insanın bir kısmı bu soruyu siyaseten sorarken, soracaklar çünkü bir kuyuda petrol bulmak neyse siyasette yaşananlar da odur.

Bir çok insanın diğer bir kısmı da bu soruyu, soruya gerçekten inandıkları için soruyorlar.
Peki benim sorum ne?

Söylemin yüzde beşlik kelebek etkisinden fayda sağlama beklentisini not ederek sorum şu; İzmir gibi Türkiye’nin üçüncü büyük kentinin Büyükşehir Belediye Başkanı nasıl yaptığı açıklamaların siyaseten, kendileri siyasetçidirler, nerelere çekilebileceğini hesaplayamayacak kadar öngörü fukarası olabilir?

Evet, sizlerin de anladığı üzere sözüm İzmir’in CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'e.

Şöyle bir hatırlayalım, CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer geçtiğimiz günlerde bölgenin turizmcileriyle internet üzerinden bir toplantı yapmış.

Anladığım kadarıyla toplantının amacı zor durumda olan turizm sektörü için neler hayata geçirilebiliri işin paydaşlarıyla konuşmak.

Buraya kadar hiçbir şey yok. Hatta sayın başkan çok da iyi yapmış.

Fakat bundan sonrası sosyal bilimlerin bir çok bölümü açısından evlere şenlik.

Bakın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer o toplantıda neler demiş.

Bir akademisyen hocamız İzmir bayrağıyla ilgili bir çalışma yaptı ve çalışma çok ilginç bir sonuç ortaya çıkardı. (Akademisyen arkadaşınız muhtemelen tarihçi,sağolsun görevini yapmış) 1800’lerde hatta biraz daha öncesinden itibaren İzmir'in bir bayrağı olmuş, yeşil-beyaz çizgili bir bayrak. (Dikkatinizi çekerim tam 250 yıl önce) O dönem ama çok az sayıda kentin bayrağı varmış. İzmir de dünyadaki bayraklı kentlerden biriymiş.

Biz tabi büyük bir heyecanla dinledik, sonra hoca bunu bir akademik makale haline getirdi, daha basmadık yakında basacağız. (Allah’tan basmadınız, bence yakında da, uzakta da basmayın) fakat bunu şunun için anlattım; Benim aklımda bir "İzmir Parası" çıkarmak vardı, hatta buna İZ Coin diye bir isim de koymuştum.

Sonra bu bayrak da çıkınca arkadaşlar beni uyardılar. "Senin bir eyalet kurma çaban olduğu anlaşılır, (İletişim fukaralığının iletişim saflığına evrildiği nokta burası) sonuçta İzmir’i memleketten kopartacak bir çalışma olarak algılanır. Duralım bunun ismini değiştirelim'' dediler.


Sayın başkan sizin adınıza söylüyorum, Allah arkadaşlarınızdan razı olsun. Tuttuklarını altın etsin. Sizi uyarmışlar yetmedi bir de bayrak sevdanızdan vazgeçirmişler. Kaldı ki arkadaşlarım dedikleriniz muhtemelen danışmanlarınız, onlara bile gerek yoktu.

Hani başkanlık katınızda sizin ve misafirleriniz için çay servisi yapan ablamız var ya, onu örnek veriyorum çünkü sevgili ablamız büyük ihtimalle iletişim ya da siyaset eğitimi almamıştır, kendilerine sorsanız, aman başkanım ne yapıyorsunuz tam bir iletişim yanlışı, siyasi hayatınızın en büyük hatası olur diyerek sizi uyarırdı.

Şimdi de Tunç Soyer'den feryadı figan durumu. Montaj, çarpıtma, alıntı yapma var.

Sayın başkan, dediklerinizin hiçbiri yok. Sözlerinizde yalnızca tatlısu entellektüelliğinin sığlığı var.

Bakın 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’nin üç Büyükşehrin Belediye Başkan adaylarını değerlendirdiğimde İzmir hariç diğerlerini bir şekilde anlamlandırmıştım.

İstanbul, Ekrem İmamoğlu genç ve bilinmeyen bir isim.

Bilinmeyen bir ismin iyisi de kötüsü de bilinmeyeceğine göre, yerinde bir kampanyayla iş götürülebilir.

Ankara, Mansur Yavaş Ankara’nın siyasi ortamına bakıldığında uygun bir aday olarak değerlendirilebilir.

Ya İzmir, CHP’nin özellikle de Millet İttifakıyla girdiğinde asla kaybetmeyeceği bir şehir.

Hatta, tamam biraz abartıyorum, beni aday gösterselerdi bile büyük ihtimalle kazanırdım.

CHP Böyle bir şehirde, İzmir gibi bir kentte tecrübesi tartışmalı, iletişim fukarası, bunu açıklamalarından anlıyoruz, üstelik bir de babasının isminden dolayı antipati duyulan bir kişi yerine, neden Belediyeciliği çok iyi bilen tecrübeli birisi, (Dikkat çektiğim gibi kaybetme şansı yok) aday gösterilmez?

Şimdi diyeceksiniz ki, insan babasının yaptıklarından dolayı eleştirilir mi?

Kabul cafcaflı bir soru.

Cevap vereyim, bir ülkede gelmiş geçmiş siyasetçilerin büyük bir bölümü babasının ektiklerini biçiyorsa, o ülkede bir siyasetçi babasının yanlışlarından da sorumlu tutulabilir.

Yani, birileri babalarının ismiyle bir makama geliyorsa, başka birileri de bir makama geldiğinde babalarının geçmişinden dolayı eleştirilebilir.

Evet tekrarlıyorum, bunu gerçekten anlamakta zorluk çektim.

Sonuç olarak söylemek gerekirse, Tunç Soyer’in gaflarla dolu açıklamasından eyalet heveslisi olduğunu çıkarmak fazlaca doğru olmaz.

Ama başka bir çok şey çıkartılabilir.

Örneğin, Tunç Soyer'e İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın birkaç gömlek büyük geldiği çıkartılabilir.

Örneğin, Tunç Soyer'in ileteşememe alanında doktora yapmış olabileceği sonucu çıkartılabilir. Örneğin sayın başkanın gelecek günlerde başka gaflar yapma potansiyeline sahip olduğu çıkartılabilir.