YAZARLAR

Türkiye Amerika'yı bölgeden kovdu

Bu kardeşiniz geçen yıl bu zamanlar Türkiye'nin Amerika'yı Suriye'den çıkaracağını yazdığında, bazıları bana gülüyor ve dahi alay ediyordu.

Süleyman Özışık
Süleyman Özışıksuleyman@nethaber.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Artık her an girebiliriz" açıklamaları peş peşe geldi ilkin. Ardından önceki gün gece yarısı saat 22.30 civarında Amerikan başkanı Trump ile telefonda görüştüğü yansıdı medyaya...

Bu yoğun trafik bir hareketlilik olacağının işaretiydi. Ve beklediğimiz ama tahmin etmediğimiz hareketlilik dün öğleden sonra başladı.

Önce Amerikan kanalları haberi duyurdu, ardından Trump her zaman olduğu gibi twitter mesajlarıyla ile Türkiye'nin geri adım atmaya niyetli olmadığını ima eder açıklamalar yaptı.

Türkiye dün saatlerce Trump'ın açıklamalarına kilitlendi. Gelen ilk açıklamalar Türkiye aleyhine oldu. Trump, "Daha önce güçlü bir şekilde söylediğim gibi yine yineliyorum. Eğer Türkiye benim eşsiz bilgeliğimde sınırlarım dışında sayacağım bir şey yaparsa, Türkiye'nin ekonomisini yok edeceğim ve mahvedeceğim" diye bir twit attı.

İçimizdeki kriz manyakları bu açıklama üzerine doların geçen yıl olduğu gibi tekrar fırlayacağını düşünerek hemen dövize yönelmeye başladı. Oysa ki zerre kadar zekâ kırıntısı taşıyan herkes, Trump'ın bu açıklamalarının bir danışıklı dövüş olduğunu anlardı. 

Adam, kendi kamuoyunu ikna edebilmek ve üzerinde oluşacak baskıları kırmak için bir mesaj attı sadece...

Zaten sonraki açıklamaları bizi haklı çıkarır nitelikteydi. Attığı ikinci twitte, Obama döneminde üst düzey bir yöneticinin "Biz Kürtlerle değil, PKK ile iş birliği yaptık" şeklindeki açıklamasını paylaşarak bir kez daha kendi kamuoyuna "Bizim orada işimiz yok" mesajı verdi. 

Sonrasında gelen tamamı tam da Türkiye'nin istediği nitelikteydi.

Kaldı ki Türkiye'nin aleyhinde açıklamalar yapmış olsa bile bunu bir yere kadar haklı görebiliriz. Çünkü Türkiye, tabiri caizse kendilerini kovmaktan beter etti. YPG'ye yaptıkları yüzlerce uçak, binlerce tırlık yardımı ortada bırakarak arkalarını dönüp gitmek zorunda kaldılar.

Bu kardeşiniz geçen yıl bu zamanlar Türkiye'nin Amerika'yı Suriye'den çıkaracağını yazdığında, bazıları bana gülüyor ve dahi alay ediyordu. Geldiğimiz noktada sanırım şimdi benim onlarla alay etmem gerekiyor.

Ama bunları boşverelim şimdi...

Evet...

Altını çizerek söylüyorum, Türkiye dünya tarihine geçecek tarihi bir kavşağı geçti. Amerika'ya, "Buraya kadar" diyerek büyük bir meydan okuma yaptı.

Bu meydan okuma sonrası Amerika'nın önünde iki seçenek vardı. Ya YPG'nin yanında yer alarak Türkiye ile savaşa girecek ya da tasını tarağını toplayıp gidecekti. 

Gitme kararı aldılar!

Hani olur da tekrar bir oyalama taktiği geliştirirler diye Türkiye ikinci büyük gözdağını gece saatlerinde verdi. Bugüne kadar YPG'ye sevkiyat yaptıkları sınır kapısını bombalayarak "şaka yapmıyoruz" mesajı verdi.

Yazıya başlamadan önce Türk askeri birliklerinin Cerablus'tan Menbiç'e doğru ilerlediği haberi geldi. 

Aylardır, "Türkiye giremez, Amerika izin vermez" diyenler dün itibari ile sus pus oldu. Bundan sonra "İşimiz çok zor" demekten başka kullanacakları bir söz kalmadı.

Ama işimiz zor değil.

Şahit olunuz.

Fırat Kalkanı ve Zeytindalı Harekatlar'ndan daha kolay bir şekilde temizleyeceğiz o bölgeyi. Ancak amacımız sadece o bölgeyi terörden arındırmak değil. 

Aynı zamanda o bölgede kurulacak güvenli bölgenin temellerini de atacağız. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM toplantısında dile getirdiği 1450 köyün kuruluş temellerini atacağız ve Türkiye'de bulunan Suriyelileri o bölgeye aktarma işini de başaracağız.

Bize bu noktada düşen şey, ülkemize güvenmek ve aldığı kararın arkasında durmak. İçimizdeki çatlak seslere kulaklarımızı tıkamak ve tek yumruk olmak.

Başaracağız.

Hiçbir tereddüdüm yok ki terör örgütünün son kalıntılarını temizleyecek ve bölgeye huzuru getiren ülke olacağız.

Başaracağız, çünkü başarmak bizim kanımızda var!

Allah ülkemizi ve askerimizi korusun.

Amin!